11 Mart 2010

M.Siena: 93 - Efes Pilsen: 87 (Resmi Kapanış)

Çeyrek final umutlarını geçen hafta Abdi İpekçi'ye gömen Efes Pilsen, hava muhalefeti nedeniyle çileli bir yolculukla ulaştığı Siena deplasmanında 93-87 mağlup oldu. Geçen haftaki sonuçların ardından elendikleri kesinleşen iki takımın mücadelesinin idman temposunda geçtiğini söylememe gerek yok sanırım, skor herşeyi özetliyor. Santiago'nun ardından ayrılacak olan ikinci yabancı oyuncunun kim olacağı sorusuna cevap ararken bugün kadrodaki tüm yabancı oyuncularına şans veren Ergin Ataman, bu sorunun cevabı için biraz daha beklememiz gerektiği söylemiş oldu bir anlamda. Yarın öğrenebiliriz sanırım bu ismi. Sonucun kimseyi ilgilendirmediği bu maç özelinde konuşulabilecek fazla birşey yok elbette. Ama Efes Pilsen'in son üç dakikaya 84-84 eşitlik ile girilmesinin ardından yediği 9-3'lük seri ile maçı kaybetmesi, bu sezon yaşanan son dakika zaafiyetinin bu maçta dahi kendini göstermesi açısından dikkat çekilmesi gereken bir nokta. Efes Pilsen maçlarını 35 dakika üzerinden oynamış olsa şu anda farklı şeyler konuşuyor olurduk kesinlikle.

Savunmaların gözlerle dahi yapılmadığı, belki idmandan bile yumuşak savunmaların olduğu karşılaşmada Kerem Tunçeri - Ender Arslan ikilisinin toplam 12 dakika sahada kalıp 1/5 saha içi isabeti ile yalnızca 3 sayı üretebilmesi ve oyunda oldukları anlarda pota yerine sürekli olarak asisti düşünmeleri de sezonun özetini gösterir gibiydi Efes Pilsen adına. Sinan Güler'in 5 dakika da olsa süre alabildiğini eklediğimizde görüntü daha da netleşicektir aslında. Gerçekten sezonun geride kalan kısmının bir muhasebesiydi bugünkü maç.

İspanya'daki liderlik mücadelesinde ise Maccabi, ilk yarıda 15 sayı geriye düştüğü karşılaşmada geriden gelen taraf olmanın avantajını da kullanarak 30-19'luk son çeyrek skorunun ardından 66-64'lük skorla kazanan taraf oldu. Grubun kaderini deplasman galibiyetlerinin çizeceğini düşünüyorduk, yanılmadık. Deplasmanda kazanan Real Madrid gruptan çıkmayı garantiledi, Real Madrid'i Madrid'de yenen Maccabi ise grup liderliğini elde etmiş oldu. Real Madrid için işler çok daha zor artık. Çeyrek finalde 'kusursuz' Barcelona'nın rakibi oldular. Dün akşam futbolda yaşadıkları hayal kırıklığının ardından ikinci bir yıkım olmuştur herhalde Madrid'li taraftarlara. Maccabi ise bu galibetle Barca'dan kurtularak Partizan ile eşleşti.

Top-16'da son gecenin bombası ise Caja Laboral'dan geldi. Olympiakos'un liderliğini garantilediği gruptan çıkmak için Khimki ile yarışan İspanyol'lar, oyunu sürekli geride takip eden taraf oldukları karşılaşmada son beş dakikada maçı uzatmalara taşıyıp; 24-12'lik uzatma performansı ile galibiyete ulaşan taraf oldular Cibona karşısında. Bu galibiyetleri ile birlikte, Khimki'nin Olympiakos'u 96-83 mağlup etmesini anlamsız kılan Caja Laboral, averajla son sekize kalan takımlardan biri olmayı başardı.

Andre Smith ve Oğuz Savaş'a İkişer Maç Ceza

Geçtiğimiz hafta İzmir'de oynanan P.Karşıyaka - F.Bahçe Ülker karşılaşmasının üçüncü çeyreğinin sonuna doğru ribaund mücadelesinde Oğuz Savaş ve Andre Smith arasında bir gerginlik yaşanmıştı. Ukic'in isabetli üçlüğü ile sonuçlanan pozisyonda Oğuz ile Andre Smith arasındaki yer kapma mücadelesi, boyalı bölgede her zaman görmeye alıştığımız dozda bir mücadeleydi. Ama Andre Smith'in pozisyonun hemen devamında, Oğuz Savaş'ın peşine düşüp sağlam şekilde arkadan müdahalede bulunması ve Oğuz'un bu tepkiye karşılık vermesi tansiyonu bir anda yükseltmişti Karşıyaka'da. Bu gerginliğin cezasını da bugün açıklamış federasyon: Andre Smith'e 2 maç + 3000 TL, Oğuz Savaş'a 2 maç + 2000 TL ve ev sahibi Karşıyaka Spor Kulübü'ne de 8000 TL para cezası.

İki oyuncu da diskalifiye edildiği için birer maç ceza almışlardı zaten. Ama gerginliği başlatan isim ile buna tepki veren Oğuz Savaş'ın aynı cezayı alması pek adil değil gibi geldi bana. Önümüzdeki günlerde yapılacak itirazla bir maça indirilebilir Oğuz'un cezası zira pozisyonda Oğuz, arkasını dönmüş savunmaya koşuyordu.

Chatman'a 3 Ay Ceza

21 Ocak'ta Akatlar'daki Tofaş maçının ardından yapılan doping testinde Cannabinoids genel adıyla anılan ve esrar, marijuana gibi maddeleri içeren gruba rastlanan Mire Chatman'ın cezası belli olmuş. Amerika'lı oyuncuya verilen ceza 16 Şubat'tan geçerli olmak üzere 3 ay hak mahrumiyeti ve 7500 TL para cezası. Yaptığı savunmada psikolojik sorunları olduğunu ve bu maddeyi sıkıntılarını bir nebze hafifleteceğini düşünerek aldığını söylemiş Chatman. A numunesi sonucuna itiraz etmeyerek, B numunesinin açılmasını istemediğini de eklemiş.

G.Saray'ın Rekoruna Bir de Buradan Bakalım

Herkes biliyor artık, G.Saray Cafe Crown Salı günü oynadığı Hapoel Jerusalem maçının son çeyreğinde 44 sayı yiyerek Avrupa Kupalarında bir çeyrekte en fazla sayı yiyen takım ünvanına erişti. Kaçırılmayacak bir detaydı ve her yerde paylaşıldı zaten, basketbolun kendine fazla yer bulamadığı popüler gazetelerde bile. Sonuçta tirajik bir detaydı.

Ancak çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir detay da (hatta detaylar silsilesi de diyebiliriz) şuydu: Top-16 turunda oynanan Eurocup maçlarının sonrasında oluşturulan en skorer oyuncu listesinin ilk 3 sırası da G.Saray Cafe Crown'lu oyuncular tarafından istila edilmiş durumda. Washington, Rancik ve Wilkinson 20+ ortalamalarıyla bu alanda tulum çıkarttırmışlar takımlarına. Diğer detaylar ise şöyle: G.Saray Cafe Crown 6'da 0 çektiği Top-16 turunda Eurocup'ın en çok sayı atan takımı (526 sayı). Ama basit bir düz mantıkla aynı zamanda da en fazla sayı yiyen takımı (568 sayı). Demek ki neymiiiiiş? Sayı atmak herşey demek değilmiş.

edit: İlk resim ranking sıralamasını gösteriyordu, o kategorinin ilk üç sırasında da G.Saray Cafe Crown'lu oyuncular bulunuyor. Yer değiştirmişler sadece. (dejavu)

Size Göre Ya Popovic Ya Rakocevic. Peki Efes'e Göre?

'Sanitago'dan sonra gidecek 2. yabancı kim olur?' sorulu anketimize toplam 577 oy geldi. Bojan Popovic 259 oyla (%45) gidecek birinci kişi size göre. Arkasından da Rakocevic geliyor 217 oy (%38) ile. Diğer kişilere de fazla bir oy kalmadı zaten bu ikiliden. Yine de üçüncü sırada 58 oy (%10) ile Nachbar'ın bulunduğunu belirtelim. Salsabasket okuyucularının kararı, fikri, zikri bu yönde ama iş Efes Pilsen yönetiminde bitiyor elbette. Onların tercihi ne olacak bilmiyorum. Burhan bugün kendi fikrinin Shumpert olduğunu belirtmiş mesela yazısında. Sürpriz bir isim de gelebilir, belli olmaz.

Santaigo bugün son maçına çıkacak diyorduk ama Siena maçı kadrosunda yer almıyor Porto Riko'lu oyuncu. ACB takımlarının yakın ilgisi var kendisine, yakında netleşecektir gideceği kulüp.

Trabzonspor'un Sponsoru Medical Park Oldu

Doğan Hakyemez hamlesiyle TBL yolunda en güçlü aday konumuna oturan Trabzonspor'da Hakyemez önderliğinde başlatılan sponsor arama çalışmaları sonuçlandı. Bugün yapılan imza töreniyle Medical Park TB2L takımlarından Trabzonspor'un hem ana sponsoru hem de sağlık sponsoru oldu. Maddi anlamdaki en önemli problem de çözüldü. Toplantıda verilen mesajlar da zaten tamamen gelecek sezon ve TBL temalı. Hayırlısı olsun, güzel bir renk olacaklardır geldikleri zaman. Haberin detayları şurada.

Basketbolun Tugay'ı Recep Şen

G.Saray Basketbol Şubesi'nde altyapının başına Recep Şen getirildi. Futbolda bu uygulamayı Tugay Kerimoğlu ile hayata geçiren sarı kırmızılı kulübün basketbol şubesi için tercihi, son olarak İTÜ'de koçluk yapan Recep Şen oldu.

10 Mart 2010

TSYD İnternette Spor Gazeteciliği Birincisi: Salsabasket.net

TSYD'nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği ödül yarışmasında bu yıl ilk kez 'İnternette Spor Gazeteciliği' kategorisi de yer aldı. Ve Salsabasket.net olarak 'Cemal Nalga Skandalı' haberiyle bu ödüle biz layık görüldük. Çok mutlu oldum. Haberin detayları şurada. Mayıs ayında düzenlenecek ödül töreninde alacağız ödülümüzü. Herkese teşekkür ediyorum. Bir özel teşekkür de Oyak Renault kulübüne ve tüm staffına gitsin. Biz bu olayı yazılı ve görsel basında ilk olarak duyuran ve ortaya çıkış aşamasında işin takipçisi olan site olarak aldık ödülümüzü. Tekrardan herkese teşekkür ediyorum.

Maskota İsim Seçiyoruz.. Bascat? Onecat? Micho?

Oylama başlamış turnuva resmi sitesinde. 3 isim var aday olarak. Bascat, Onecat ve Micho. İlginç seçimler vallahi. Sonuçta illa bunlardan biri olacaksa (ki öyle olacak) en mantıklısı Bascat olması herhalde. Hem ankete hem de aday isimlerin anlamlarına (ki buradaki yazılar müthiş !!!) şuradan ulaşabilirsiniz. Oylayalım bakalım isimleri.

Altar Tunçkol Gitti Geldi

Öğle arası epey hareketli geçmiş, ben şirkette basketbol oynayarak öğle tatilimi değerlendirirken Antalya BŞB koçu Altar Tunçkol gitmiş, sonra hemen geri gelmiş. Olayın detaylarını verecek olursak, uzun zamandır maddi anlamda sıkıntıların yaşandığı ve işlerin pek de iyi gitmediği Antalya BŞB'de koç Altar Tunçkol kulüp başkanı Recep Tokgöz'e istifasını sunmuş. Sn. Tokgöz'ün ısrarlarına ve kal baskısına rağmen kararından vazgeçmemiş ve el sıkışıp odadan ayrılmış genç koç. Ancak sonra Almanya'da bulunan Antalya BŞB Başkanı Mustafa Akaydın devreye girip, sıkıntıların çözüleceğine dair söz vererek Altar Tunçkol'u ikna etmiş. Mail kutuma kulüpten gelen 'Altar Tunçkol Görevinden Ayrıldı' ve 'Düzeltme: Altar Tunçkol Görevinin Başında' konulu iki mail arasındaki süre ise sadece 30 dakika.

Ünlüoğlu'ndan Halil Üner İtirafı

Kepez Belediyespor'un çiçeği burnunda başkanı Ahmet Ünlüoğlu, kümede kalabilmek için galibiyetler almaya devam edeceklerini ve hedeflerinin kalan maçlarda 11 puan daha toplayabilmek olduğunu belirttiği basın toplantısında, kendisine yöneltilen 'Keşke Halil Üner'le anlaşsaydık dediğiniz oldu mu?' sorusuna 'Demişizdir' karşılığını verip sezon başında tüm transferleri Üner'in isteği doğrultusunda yaptıklarını vurgulamış, eski antrenörlerinin çek kanununa muhalefet suçlamasıyla talihsiz şekilde tutuklandığını ve bu nedenle o dönemde paniğe kapıldıklarını belirtmiş.

09 Mart 2010

G.Saray CC: 98 - Hapoel Jerusalem: 111 (Nagalip Cimbom)

Formalite akşamının son maçında Abdi İpekçi'de İsrail temsilcisi Hapoel Jerusalem ile karşılaştı sarı kırmızılılar. Pazar günü yüksek tempoda neredeyse sadece beş kişi ile oynadıklarıEfes Pilsen maçının ardından bugün de 29 dakika ve üzerinde süre alan dört isim var G.Saray Cafe Crown'da. Zorunluluktan kaynaklanan bir durum tabii bu. Üretilen 98 sayının 88'i dört yabancıya ait yine. Evren Büker de bugün nispeten az dakika kalıp skordan ziyade asiste yönelince(8 asist) yerlilerin katkısı iyice azalmış oldu. Oldukça hızlı bir basketbolun oynandığı otuz dakikanın sonunda final periyoduna 74-67 önde giren G.Saray Cafe Crown, dar rotasyonun vermiş olduğu yorgunlukla son çeyreğin dört dakikalık sekansında 16-0'lık seri yerken, bu çeyreği de 44-24 gibi bir skorla yenik kapatan taraf oldu. 10 dakikada yenilen 44 sayı elbette uçuk bir rakam ama oyunculardan ziyade mevcut şartlar hazırladı diyebiliriz sanırım bu sonu.

Bu mağlubiyetle birlikte Eurocup ikinci turunda galibiyet alamayan tek takım ünvanı ile elendi sarı kırmızılılar. Hapoel Jerusalem ise Valencia'nın evinde Unics Kazan'ı mağlup etmesi ile yola devam eden taraf oldu. Oynadığı altı maçtan da galibiyet çıkartamayan G.Saray Cafe Crown'un sahadaki oyunun karşılığı bu değildi aslında. Boyalı bölgeye takımın oyununa uyum sağlayacak atletik ve aynı zamanda sert bir oyuncu takviyesi gelmiş olsaydı, taraftarın ilerde hatırlamak dahi istemeyeceği bir sezonu Avrupa'da çok daha başarılı noktalarda tamamlayabilirlerdi sanki. Avrupa defteri de resmen kapandığına göre bundan sonra bütün konsantrasyon lig için olacak artık G.Saray Cafe Crown'da.

G.Saray Cafe Crown (98): Darius Washington 22 (4 ribaund- 6 asist), Caner Topaloğlu 3, Murat Kaya 2, Mike Wilkinson 27 (4 ribaund- 2 asist), Radoslav Rancik 18 (4 ribaund- 4 asist), Evren Büker (2 ribaund- 8 asist), Can Akın 3, Simas Jasaitis 21 (4 ribaund), Fatih Solak 2 (2 ribaund)

Hapoel Jerusalem (111): Uri Kokia 10 (5 ribaund), Sharon Shason 2 (1 ribaund), Tre Simmons 25 (4 ribaund- 4 asist), Yuval Naimy 27 (2 ribaund- 7 asist), Leo Lyons 10 (3 ribaund- 3 asist), Dijon Thompson 20 (3 ribaund), Yogev Ohayon, Pooh Jeter 13 (3 ribaund- 4 asist), Brandon Hunter 4 (5 ribaund- 4 asist)

CEZ Nymburk: 84 - T.Telekom: 94 (Veda Galibiyeti Vol.2)

Formalite akşamında Çek Cumhuriyeti deplasmanına konuk oldu Türk Telekom. Ama onların durumu Banvit'ten de G.Saray Cafe Crown'dan da farklıydı bana kalırsa. Güzel bir gruba düşüp, final four yolunu da açacak bir eşleşme sağlamışlardı ama bunların hepsi kağıt üstünde kaldı ne yazık ki. Ankara'da uzatmalarda kaybettiğini rakibini, deplasmanda Hüseyin Beşok ve Ricky Davis'den yoksun kadroları ile 94-84 yenmeyi başardılar. Bu galibiyetle gruptaki 2. galibiyetini alarak grubu son sırada tamamlayan Telekom'a karşılık, Çek takımı bir üst tura yükselmeyi başardı.

Ev sahibi takımın toplam üçlük isabeti kadar üçlüğü 6/9 isabet oranı ile tek başına üreten Bekir Yarangüme 22 sayı ile maçın en skoreri ünvanını rakip guard Arthur Lee ile paylaştı. Bu tatsız tutsuz galibiyete dair söylenecek fazla birşey de yok zaten. Şu Çek takımından ne eksiğimiz var da biz kös kös evimize dönüyoruz, onlar devam ediyorlar sorusuna cevap arayan Telekom'lu yöneticiler vardır belki dönüş yolculuğunda. Dün demiştik ya, bir umuttur yaşatan insanı diye. Bizimkisi de o hesap.

Cez Nymburk (84): Petr Benda 12 (7 ribaund), Ladislav Sokolovky 9 (3 ribaund), Pavel Pumprla 8, Radek Necas 6 (2 ribaund, 5 asist), Arthur Lee 22 (3 ribaund, 5 asist), Pavel Slezak (1 ribaund), Ronald Lewis 17 (4 ribaund, 4 asist), Phil Ricci 5 (1 ribaund, 1 asist), Mike Lenzly 5 (3 ribaund, 1 asist)

Türk Telekom (94):Kris Lang 9 (3 ribaund), Lamayne Wilson 13 (6 ribaund, 4 asist), Bekir Yarangüme 22 (3 ribaund), Tutku Açık 5 (2 ribaund, 4 asist), Mutlu Akpınar, Soner Şentürk 11 (1 ribaund, 4 asist), Erwin Dudley 16 (4 ribaund, 3 asist), Ümit Sonkol 4 (2 ribaund), Demond Mallet 14 (1 ribaund, 2 asist)

Banvit: 94 - E.Krasnoyarsk: 85 (Veda Galibiyeti)

Bugün pek çok gazetede ve internet sitelerinde yazılanın aksine tur ümidini geçtiğimiz hafta kaybetmişti Banvit. Deplasmanda 23 sayı farkla yenildiği Fransız takımını Bandırma'da sadece sekiz sayılık bir farkla mağlup edince bugünkü maç da formaliteye dönüşmüştü. Geçen hafta yazmıştık zaten bunu. Fakat Banvit'in bugün kazanıp, grubun diğer maçının sonucu bekleyeceği yazıp çizildi gün içinde. Onu düzeltelim öncelikle. Tur için ufak da olsa umutlu gelen taraf, galibiyet alması halinde Roanne Basket - Antwerp Giants maçının sonucunu bekleyecek olan, Rus ekibi Krasnoyarsk'dı. Ama Avrupa'da sezonu galibiyetle noktalamak isteyen Banvit izin vermedi buna. 18-23 geride kapattığı ilk çeyreğin ardından diğer üç çeyrekte sırasıyla 24-25-27 sayı ile hücum performansını yükselterek galibiyete ulaşan taraf oldu.

Rotasyonu sezon başından bu yana zaten olabildiğince geniş tutmaya çalışan Orhun Ene, sezonun geride kalan kısmında süre vermediği isimlerden Ufuk Gürgen'i bugün 23 dakika sahada tutarken; 1990 doğumlu İzzet Türkyılmaz'ı da sürmüş sahaya, 4 dakika da olsa. Çalışan Banvit altyapısında konuşulan isimlerden biri de İzzet'di. Takımın iskeleti konumundaki Barış Özcan - Lance Williams - Chuck Davis üçlüsünden en fazla süre alan isim 11 dakika ile Lance Williams olurken, Banvit'in onların oynamadığı bir karşılaşmayı kazanması da sevindirici elbette. Formalite maçı olmasına rağmen. 19 sayı 6 ribaund 6 asist ile maçın en skoreri olan Barış Ermiş'in performansı kadar dikkat çekici olan bir diğer isim ise 17 sayı 8 ribaund ile maçı tamamlayan Kaspars Kambala.

Banvit (94): İbrahim Yıldırım 6 (2 ribaund), Barış Ermiş 19 (6 ribaund- 6 asist), Ufuk Gürgen 13 (5 ribaund- 5 asist), Lance Williams 8 (2 ribaund), Charles Davis 2, Yiğitcan Turna 4 (4 ribaund), Barış Hersek 7 (2 ribaund), Keith Simmons 12 (4 ribaund), Goran Cakic 14 (4 ribaund- 1 asist), Yunus Çankaya 8 (3 ribaund)

Enisey Krasnoyarsk (85): Sergey Demenshkin 8 (6 ribaund- 2 asist), Lionel Chalmers 7 (3 ribaund- 4 asist), Andrey Komarovskiy 13 (2 ribaund- 2 asist), Alexander Anisimov 2, Alexey Savkov 9 (2 ribaund), Dmitry Nikolaev 10 (4 ribaund), Vladimir Dyachok 9 (4 ribaund- 1 asist), Frederick Warrick 10 (2 ribaund), Kaspars Kambala 17 (8 ribaund- 1 asist)

Paylaşılamayan Top

Fotoğraf 20. haftada İzmir'de oynanan Aliağa - Türk Telekom maçından. Lorenzo Gordon ve Soner ikilisine ayrıca dikiz. Biri çok mutlu, diğeri çok şaşkın.

Euroleague All - Star

Burada vermiştik haberini. Nba All - Star organizasyonu için Amerika'ya gittikten sonra Ros Casares'e geri dönmeyen Becky Hammon'ın yerine Brno takımından Çek oyuncu Hana Horakova dahil edilmiş kadroya. Onun haricinde bir değişiklik yok kadrolarda. Nevriye Yılmaz'ın Avrupa Karması'nda, Penny Taylor ve Sophia Young'ın da Kıta Dışı Yıldızlar Karması'nda ilk beş başlayacaklarını hatırlatalım bir kez daha. Penny Taylor'ın üç sayı yarışmasında boy göstereceğini de tabii.

İnternet üzerinden FIBA tv'den canlı olarak yayınlanacak maçı, FB tv de canlı olarak yayınlayacakmış 20.15'den itibaren. Meraklılarına duyurulur.

Hafta İçi Avrupa Programı

9 Mart Salı
19:00 Banvit - Enisey Kransoyarsk
21:00 CEZ Nymbruk - Türk Telekom (TRT-2)
21:30 G.Saray Cafe Crown - Hapoel Jerusalem (GSTV)
11 Mart Perşembe
21:45 Montepaschi Siena - Efes Pilsen (SkyTürk)

Eziyet bitiyor, haydi hayırlısı.

Serkan Erdoğan Kötü Başladı

Yeniden ACB'ye dönen Serkan Erdoğan, yeni takımı Alicante formasıyla çıktığı ilk maçta kötü bir performans sergiledi. Alicante'nin Bilbao deplasmanında 74-61 kaybettiği maçta 25 dakika sahada kalan Serkan Erdoğan 2/7 ikilik, 0/3 üçlük yüzdeleri tutturdu, ilk maçını 4 sayı - 4 ribaund ile tamamladı.

08 Mart 2010

Darüşşafaka CT: 87 - Erdemir: 80 (Bir Umuttur Yaşatan İnsanı)

Geçen hafta Kepez deplasmanında aldığı mağlubiyetle son dönemde ligde kalma adına gösterdiği direnişi büyük yara alan Daçka, haftanın kapanış karşılaşmasında son iki haftayı mağlubiyetle kapatan Erdemir'i ağırladı. Lig sıralamasında üstünde yer alan dört takımın da haftayı mağlubiyetle tamamlamasının ardından geçtiğimiz iki haftayı temizlemek için kazanmak zorundaydı bugün Erdemir. Fakat Daçka, Quincy Douby'nin 16'sını ikinci yarıda, 13'ü 3.çeyrekte olmak üzere ürettiği 22 sayı ile galibiyete ulaşan taraf oldu. Erdemir'in takım halinde 12 sayı ürettiği çeyrekte Douby'nin tek başına 13 sayı üretmesi de maçın en hoş detayıydı.

İlginç notlar bununla sınırlı değil ama güzel notlar var maçtan. Erdemir'in ribaundlarda kurduğu 37-27'lik üstünlük bunlardan ilki. 14'ü hücum ribaundu. Bu üstünlüğe karşın Leon Williams - Mohamed Kone ikilisinin 5/18 saha içi isabetinde kalması da ilginç. Boyalı bölgeden alışılan katkı gelmediği gibi bu sezon Erdemir hücumu için belki de en önemli dişli olan Erkan Veyseloğlu da 9 sayıda kalınca, takım halinde 19 top kaybı yaptıkları bir maçı kazanmaları mümkün değil. Bu kayıplarda aslan payı 5 top kaybı ile Hakan Köseoğlu'nda. Maça dair bir diğer anektod ise, ev sahibi takımın devrede yalnızca üç, otuz dakika sonunda da sadece beş takım faulü ile oynaması. Nasıl becerdiler bunu bilmiyorum ama izlemeyi çok isterdim açıkçası. Maç sonunda da faullerde 23-11 Erdemir üstünlüğü gözüküyor, toplam beş oyuncunun faul yaptığı 11 faulü paylaştığı Daçka'da faullerin beşi Polat Kaya'ya ait dediğimde durum iyice garipleşecektir sanırım.

Bu mağlubiyetle birlikte üstüste 3. mağlubiyetini almış oldu Erdemir. Yazının başında da belirttiğim gibi, önemli bir fırsatı kaçırdılar bugün. G.Saray Cafe Crown'un Efes Pilsen'i devirmesiyle birlikte liderliğe yükselen F.Bahçe Ülker ile birlikte haftanın en kazançlı takımı olacaklardı eğer kazansalardı. Daçka ise umuda yolculuğunu sürdürüyor. Quincy Douby'e en önemli desteği veren isim 19 sayı 13 ribaund ile Jermareo Davidson oldu bugün. Gelecek üç maçta sırasıyla Banvit(d), F.Bahçe Ülker ve G.Saray Cafe Crown(d) ile karşılaşacaklar. Bu seri sonrasında muhtemelen ligden düşmeyi garantileyecekler ama bir umuttur yaşatan insanı diyip, devam ediyorlar yollarına. Tebrik etmek lazım.

Darüşşafaka Cooper Tires(87):
Quincy Douby 22 (5 ribaund- 9 asist), Melih Mahmutoğlu 3 (1 asist), Uluğ Kaçaniku 6, Yunus Sonsırma 3, Alper Özcan 7 (3 asist), Polat Kaya 11 (6 ribaund- 2 asist), Haris Mujezinovic 13 (4 ribaund- 3 asist), Jermareo Dorsey 19 (13 ribaund-1 asist), Can Özcan 3

Erdemir (80): Nathan Funk 16 (6 ribaund- 3 asist), Ümit Türkoğlu 4 (3 ribaund- 1 asist), Erdal Bibo 6 (3 ribaund), Hakan Köseoğlu 12 (1 ribaund- 6 asist), Alex Gordon 17 (2 asist), Mohamed Kone (7 ribaund), Leon Williams 10 (9 ribaund), Erkan Veyseloğlu 9 (4 ribaund- 2 asist), Emre Ekim 6 (4 ribaund)

İstanbul Üniversitesi - Kurumlar - Kişiler

Geçen günlerde İstanbul Üniversitesi Bayan Basketbol Takımı'nın yaşadığı sıkıntıları bu sıkıntılara karşı Üniversite Rektörlüğü'nün duyarsızlığını kaleme almıştık. Ancak bu aksaklıklarının giderilebileceğine olan inancımızı belirterek yaşananlarda bir kasıt olmadığını düşündüğümüzü de eklemiştik. Biz bildiğiniz iyi niyetli, haddinden fazla iyimser, iyiden iyiye Polyanna durumundaymışız... Yok yok işin aslı safmışız yahu (!)

Son günlerde yaşananlar bu duyarsızlığın, bu umursamazlığın bir tasfiye amacıyla bilerek ve isteyerek takınılan bir tutum olduğunu gösterir nitelikte. Ancak tasfiyenin tüm şubeyi kapatmak mı, yoksa özveriyle çalışıp küme düşer denilen takımı ayakta tutanları ekarte edip yerlerine kendi adamlarını getirme çabası mı işter işin muamma olan kısmı orası ! Yoksa 260 bin Euro'luk bir makam aracını kabul eden bir rektör oyuncularının maaşlarının ödenmemesini başka nasıl izah edebilir ki! Altyapı oynayan gencecik kız çocuklarının kaldıkları kulüp evlerinin sularının dahi kesilmesini başka nasıl izah edebilir ki! 4 aydır kulübe tek kuruş yardım yapmayarak deplasmanlara dahi sağdan soldan alınan borç paralarla gidilmesini başka nasıl izah edebilir ki!

Öyle ya 260 bin Euro'luk bir BMW aracını okula ya da okulun bir vakfına envanter kaydedebilecek kadar imkanları geniş olanlar koskoca İstanbul Üniversitesi adını böyle küçük hesaplar içinde harcadıklarını başka nasıl izah edebilirler ki?

Bundan sonra bu yaşanan gelişmelerin siyasi olmadığını, bayan sporuna karşı beslenen hastalıklı bir bakış açısının ürünü olmadığını kimse bana anlatamaz.

Sayın Söylet bünyesinde bulunan kurumlarda kiminle çalışacağının kararını elbette kendi verecektir. Bu kişilerinin seçilmesinde, atanmasında bir takım prosedürler vardır, O prosedürler yerine getirilir gerekli değişiklikler yapılır ama bu uğurda yukarıda saydığım örnekler gibi sporcuları, gencecik altyapı oyuncularını, koskoca İstanbul Üniversitesi adını sıkıntıya sokacak eylemlere kimse imza atamaz. Kişiler, makamlar gelip geçici kurumlar ise bakidir. Kişler ancak yaptıkları hizmetlerle anılırlar iyi ya da kötü. Bunun belirleyicisi bizzati o icra makamlarında bulunanların kendileridir. Ve unutulmamalıdır ki Cumhuriyet'in en önemli yapı taşlarından biri olan İstanbul Üniversitesi adınının böyle hadiselerle anılmasını sağlamak kimseye bir fayda getirmeyecektir.

Serdar Gürel