İlker Türel & Cengiz Karadağ Röportajı
G.Saray Cafe Crown maçı için İstanbul'a gelen M.A. Selçuk Üniversitesi takımının başarılı oyuncularından İlker Türel ve head coach Cengiz Karadağ ile cuma sabahı keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Hem İlker'e hem de Cengiz abiye kocaman teşekkürler gösterdikleri sıcak ilgi için. Buyrun afiyet olsun, inşallah keyifle okursunuz.
Salsabasket: Seni detaylı olarak tanımayan takipçilerimiz için basketbola nasıl başladın, nasıl devam ettin, nerelerde oynadın, kısaca bir anlatır mısın?
İlker: Ben Yeşilyurt’ta başladım 96 senesinde. A takıma kadar Yeşilyurt’ta idim. Sonra Ülkerspor pilot takım olarak Yeşilyurt ile anlaştı. Ben oradan Daçka’ya geçtim. Daçka’da Okan abi’nin (Okan Çevik) koçluğunda çalıştım. Cengiz abi de (Cengiz Karadağ) bizimleydi. Daçka’dan sonra 1 yıl Işıkspor’da oynadım. 4 senedir de Selçuk Üniversitesi’ndeyim. İlk yılımda takım TBL’e yükseldi. Bu da TBL’deki üçüncü senemiz.
Salsabasket: Baktığımız zaman 4 yıldır Selçuk Üniversitesi kadrosunun değişmez adamısın. Her yıl kadro yenileniyor ama sen hala oradasın. Futbolda ya da basketbolda ‘Bayrak Adam’ diye bir tabir vardır. Atıyorum Liverpool’da Gerard, Lakers’ta Kobe gibi. Senin de Selçuk Üniversitesi ile ilgili böyle bir idealin var mı, yoksa bir basamak olarak mı görüyorsun Konya’yı?
İlker: Konya’da mutluyum. Ortam çok güzel, aile gibiyiz. Belki çok büyük bütçeler dönmüyor burada ama bir oyuncu için gerçekten güzel bir yer, ortam insana fazlasıyla mutluluk veriyor. Mutlu olduğum sürece Konya’dayım diyebilirim.
Salsabasket: Geçen yıl, lige ilk çıktığınız sezonki kadar etkili değildin. İlk yılındaki ortalamalarını, dakikalarını, istatistiklerini yakalayamadın. Neden?
İlker: İlk sezonumuzda bizi TBL’e çıkaran Hakan abi (Hakan Yavuz) vardı. Cengiz abi de onun yardımcısıydı. Onların bizi tanıyor olması, bize güvenmiş olması ve o sene daha takım gibi takım olmamız bunda etkiliydi diyebilirim. İlk senemizde sadece ben değil Yunus Çankaya, İsmail Çevik de çok etkiliydi mesela. Geçen yıl ise Mete abi ile beraber sistemimiz Amerika’lı oyunculara dayalıydı daha çok. Ben de rolüm neyse onu yapmaya çalıştım.
Salsabasket: Mete abi geçen yıl takımı talan etti gibi oldu biraz?
İlker: Talan etmek değil de, Amerikalılara daha çok güvendi. Biz de saygı duyduk elbette.
Salsabasket: Geçen yıl Kevin Braswell, bu yıl da Monty Mack gibi adamlarla oynamak senin için zor olmuyor mu? Monty bu konuda Kevin’a göre çok daha hafif kalıyor ama bazen hücumda elinize top değmeden savunmaya geri koşmak zorunda kalmak, onların zorlama şutlarını seyretmek nasıl bir olay? Sinir olur gibi insan sanki.
İlker: Yok ben de sonuçta kendi haddimi biliyorum. Takımın bir skoreri vardır. Bizde geçen yıl Kevin’dı, bu yıl da Monty. Ama Kevin ve Monty birbirinden çok farklılar. Kevin’ın Mete abiden dolayı sorumluluğu çok fazlaydı. O da saha içinde bu yetkisini kullanıyordu. Bu yıl Monty çok fazla zorlama atış yapmıyor. Genelde takım oyunu oynuyor, müdafaasını yapıyor. Kevin ise kendini tamamen hücuma saklıyordu maç içinde.
Salsabasket: Kendin hakkında bir özeleştiri yapacak olsan, ya ben cidden bu işi iyi yapıyorum dediğin konular ya da bu konuda eksiğim var, çalışmalıyım dediğin noktalar var mı?
İlker: Valla ben bana söylenenleri, benden istenenleri yapmaya çalışıyorum. Çok büyük skorlar üretme özelliğim yok, takım oyuncusuyum, savunmamı yapmaya çalışıyorum, hücumda doğru atışları seçmeye çalışıyorum vs. Eksik yönüm olarak ise şunu söyleyebilirim; sanırım bazen oyuna kendimi fazla kaptırıyorum. Otokontrolü kaybediyorum. Buna biraz dikkat etmem gerekiyor.
Salsabasket: Peki maçlarda potaya neden bu kadar az bakıyorsun? (Bu sorunun üstüne İlker, ertesi gün G.Saray Cafe Crown maçında ilk yarıda biri orta sahadan olmak üzere iki üçlük attı.)
İlker: Görevim icabı. Sonuçta takımda benden daha skorer isimler var. Ben de payıma düştüğü kadar şut atmaya çalışıyorum. Geçen yıl rolüm biraz azdı ama bu yıl öyle değil. Sorumluluklarım arttı. Ama öyle potaya top atmaktan korkma durumum falan yok yani. Tamamen görev icabı.
Salsabasket: TBL’de örnek aldığın ya da beğendiğin guardlar var mı?
İlker: Beğendiğim çok oyunu var tabii. Cüneyt Erden mesela. Daçka’da kendisiyle beraberdik, çok beğenirim onu. Sonra Andre Woolridge, Ender Arslan, yeni transferlerden Vujanic. Sayabilirim birçok isim.
Salsabasket: Senin kişisel olarak hedeflerin nedir. Nerede görüyorsun ya da görmek istiyorsun 5 yıl içinde kendini?
İlker: Herşeyin başında bu yıl takımla birlikte bir Play-Off oynamak istiyoruz. Ondan sonraki hedefim ise bulunduğum takımla gidebildiğim yere kadar gitmek diyebilirim.
Salsabasket: Milli Takım?
İlker: Gerçekçi olmak gerekirse zor. Yani hedef olarak söylenebilir ama zor gibi duruyor.
Salsabasket: Tanjevic hakkında ne düşünüyorsun?
İlker: Gençler için büyük bir şans bence. Yani o kadar eleştiriye rağmen gençlere güvenmeye devam etmesi takdir edilecek bir davranış bence.
Salsabasket: Ligde unutamadığın bir maç var mı?
İlker: Geçen yıl bir KSK maçımız vardı. Gerideydik, Kevin 5 faul alıp kenara gelmişti yanılmıyorsam. Son 1-2 dakika kala oyuna girmiştim. Bana 4 kez falan faul yapıldı üstüste, ben o atışları soktum ve takım maçı kazandı. O maç keyifliydi diyebilirim. Sonra ilk senemizde son saniyelerde kaybettiğimiz bir Mersin BŞB maçı var. O da unutulmazlar arasındadır. Bu yıl da Banvit maçı. Epey geriden gelip aldık maçı. Zaten bu yılki karakteristik özelliğimiz bu bizim. Efes maçında da bir ara fark açıldı ama bırakmadık ve tekrar kapadık farkı. Geçen yıl bu böyle değildi mesela. 10-15 sayı geriye düşünce maç 50 farka kadar gidiyordu.
Salsabasket: Çok teşekkür ediyorum İlker.
İlker: Ben teşekkür ederim, ne demek.
Salsabasket: Hocam lige ilk çıktığınız yıl Hakan Yavuz’un yardımcısıydınız. Ardından Hakan abi görevi bırakınca ligi sizle bitirmişti takım. Geçen yıl Akçakoca Poyraz ile yaşanan bir TB2L deneyimi ve bu yıl yeniden Selçuk Üniversitesi. Bu geçen zaman zarfını ve bıraktığınız zamanki Selçuk Üniversitesi yapısıyla şimdiki yapıyı yorumlayabilir misiniz?
Cengiz Karadağ: İlk başta takım olarak çok farklı bir takım var bu yıl. O zamanki yerli-yabancı kadrosuyla bu yılki kadro çok farklı. Biz de bu nedenle daha farklı bir takım olmaya çalışıyoruz. İşin defansif yönüne daha çok girmeye çalışıyoruz. Ama henüz istediğimiz seviyeye gelemedik bu konuda. Kulüp açısından ise ben şahsen daha büyük gelişmeler beklerken, organizasyon anlamında daha iyiye gidilmesini beklerken, ne yazık ki çok da olumlu gelişmeler olmadığını gördüm. Taraftar açısından ise herhangi bir değişiklik yok. Yine muhteşemler.
Salsabasket: Takımla ilgili sorularımıza transfer döneminden başlayalım o zaman. Transfer döneminde istediğiniz oyuncuları alabildiniz mi? İlgilenip de elinizden kaçırdığınız ya da başka bir TBL takımına kaptırdığınız kimse oldu mu? Bir de aynı dönemde kulüp ligden çekilecek falan dendi, kritik bir toplantı yapıldı falan. Doğru muydu bunlar?
Cengiz Karadağ: Şimdi biz o dönemi çok sıkıntılı geçirdik. Ligde takımıyla en erken anlaşan antrenör bendim aslında ama o sırada kulübün sponsorlarların oluşturduğu grupla sıkıntı yaşamasından dolayı ekonomik olarak çıkmaza girdik. O dönemde basında çıkan spekülasyonların bir çoğu doğruydu evet. ‘Lige devam’ kararı alınmasına kadar geçen süreç gerektiğinden fazla uzadı. Bu nedenle, kararın alınmasından sonra harekete geçmek için fazla süremiz yoktu. Ben şu anda elimdeki takımdan oldukça memnunum. Aramıza yeni katılan arkadaşların hepsini ben kendim isteyerek getirdim. Neticede ahlanıp, sızlanıp, onu alamadık, bunu alamadık demektense elimizdeki kadrodan en yüksek verimi nasıl alırız sorusunun cevabını düşünmeliyiz.
Salsabasket: Kadrodaki 4 yabancının 3 tanesi uzun oyuncular. Bu bölgede bir yerli sıkıntısı var belli ki.
Cengiz Karadağ: Yani sonuçta elimizdeki oyunculardan Emre ve biraz da İsmail o pozisyonlarda oynayabiliyorlar. Ligin de uzun bir maraton olduğunu düşünürsek, sakatlık ya da faul problemi gibi durumlardan daha az etkilenmemiz için o pozisyona daha çok ağırlık verdik yabancılarımızı seçerken.
Salsabasket: Geçen yıl Berkay ile bir röportaj yapmıştım. Tam Karşıyaka’dan ayrılıp Selçuk Üniversitesi ile anlaştığı dönemlerdeydi. Oynamak istediği için Konya’ya gittiğini söylemişti ama geçen yıl Mete abi pek süre vermemişti. Bu yıl Efes maçını izlediğimde, ciddi süreler aldığını gördüm. Berkay hakkında ne diyeceksiniz?
Cengiz Karadağ: Ben şuna inanıyorum. Bir oyuncu benim takımıma girmeyi haketmişse, görev almayı, sahaya çıkmayı da hakediyordur. Kısa pozisyonunda sadece Mack var yabancı olarak. O nedenle yerli oyuncularımızın elinde gerçekten ciddi bir şans var bu bölgelerde. Efes maçında Berkay süre aldı, ondan önceki maçta Murat Yolcu ve İlker ciddi katkılar yaptılar. Takım olarak oynamaya çalışıyoruz, bu nedenle bu isimler günlük performanslara göre ve maçtan maça değişeceklerdir.
Salsabasket: Alex Dunn’ın kendine ait bir blogu var ve her maçtan sonra oraya bir şeyler karalıyor. Yorumlarından anladığım kadarıyla biraz mutsuz gibi. Efes maçından sonraki yazısının başlığı ‘2 Games = More Frustration’ idi. Yani ‘2 Maç = Biraz Daha Hayalkırıklığı’. Süre alamamaktan şikayetçi sanki. Siz ne düşünüyorsunuz Alex hakkında?
Cengiz Karadağ: Biz bir takımız ve herkesin belirli süreleri, belirli rolleri var. Ama bu demek değil ki, biz Alex’ten memnun değiliz. Oyuncuların günleri vardır. Bazen kendini iyi hisseder ve gün onun günüdür, bazen de tersi olur ve maç içerisinde işler iyi gitmez. Neticede o rotasyon içerisinde kimin daha çok verim verebileceğine inanıyorsam, o 2 uzunu kullanıyorum. Alex gerçekten bizim takımımız için önemli bir oyuncu. Kişiliğiyle olsun, basketboluyla olsun, bize katkısı oluyordur, olmaya da devam edecektir.
Salsabasket: Edmund ve Ekene hakkında da konuşalım hocam. Ben Edmund’u Beykoz zamanlarında da çok yakından takip etmiştim. Oradaki skorer karakterini şimdiye kadar sizde gösteremedi gibi pek. Ekene’yi de Efes maçında izledim ilk olarak. Şutu biraz zayıf olsa da; savunmayı karartışı, blokları, ribaundları, smaçları ve hareketliliği sayesinde kendi özel seyircisi olacak kadar spektaküler bir oyuncu. Bu ikili hakkındaki yorumlarınız nedir?
Cengiz Karadağ: Ekene dediğiniz gibi biraz daha atletik yetenekleri ön plana çıkan bir oyuncu. Edmund ise Beykoz’da oynarkenki fiziğinden çok daha farklı bir fiziğe sahip şu anda. O zaman daha inceydi. Aradan geçen 1 yıllık süreçte oldukça kalınlaşmış. Bu da tabii ona bazı artılar katarken, eskiden iyi olan bazı özelliklerinin de ortadan kalkmasına sebep olmuş. Ama biz zaten takım olarak hareket ettiğimiz için, her maç çıkıp 30-35 atar diyebileceğimiz bir oyuncumuz yok. Herşeyi takım olarak yapmaya çalışıyoruz. Günü geldiğinde Edmund’un da skoru sürükleyeceği maçlar olacaktır kesinlikle. Kaldı ki zaten şu anda skor olarak çok üst seviyede olmasa da ribaund rakamlarıyla bizi oldukça rahatlatıyor.
Salsabasket: Monty Mack hakkındaki yorumlarınızı da merak ediyorum. Bu tip oyuncular koçlar için bıçak sırtı durum teşkil ederler. Maç kazandırdıkları da olur, maç kaybettirdikleri de. Onun bazen zorlama şutlar atması, basketbolun argo tabiriyle arkadaşlarını bazı hücumlarda satması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bundan rahatsız oluyormusunuz zaman zaman?
Cengiz Karadağ: Ben Monty ile ilgili bu yorumunuza karşı çıkıyorum. Belki maçın başında kendini maça ısındırmak için bir iki forse ettiği hücum oluyor ama atamadığı gün arkadaşlarını oynatabilen bir oyuncu. Savunmasını yapmaya çalışıyor devamlı. Maçın kırılma anlarında sorumluluk alıp, yapabileceğine inandığı şeyleri yapmasıonun egoist bir oyuncu olduğu anlamına gelmez bence.
Salsabasket: Ufuk Kaçar’ın kariyerine baktığımız zaman, oynadığı takımlarda en fazla sorumluluk aldığı sezonun bu yıl olduğunu söyleyebiliriz. Ufuk Kaçar bu yükü kaldırabilecek kapasitede mi sizce?
Cengiz Karadağ: Sorumluluk olarak dediğiniz gibi Ufuk’un geçmişine göre bir artış olabilir ama bu sadece hücum anlamında değil. Savunma anlamında da geçerli. Bazı kişiler sistemde öne çıkıyor gibi görünse de, altını çizerek söylemek istiyorum ki, biz herşeyi takım olarak başarmayı amaçlıyoruz.
Salsabasket: Sözleşmeniz kaç yıllık? Selçuk Üniversitesi takımıyla ilgili plan, proje vs varmı kafanızda?
Cengiz Karadağ: Valla Türkiye’de bunların hepsi yalan, siz de biliyorsunuz. Çünkü hiçbir şey gerektiği şekilde değerlendirilmiyor. Kontratınız olsa da, olmasa da bu bir anlam ifade etmiyor. Siz eğer iyi çalışırsanız ve takım olarak hedeflere ulaşıp, biraz da beklenti üstü bir şeyler yaparsanız gelecek kaygınız olmasına gerek kalmıyor. Bu yıl benim antrenörlükteki 22. senem. Bu zamana kadar bir şeyleri başarabilmişiz ki, buralara gelmişiz. Bundan sonra da bu değişmeyecek. Bir şeyleri takım olarak başarabildikçe sorun yoktur diye düşünüyorum. Kağıt üstündeki detayların Türkiye’de hiçbir anlam ifade etmediğini bir daha belirtelim.
Salsabasket: Sizin kişiel olarak hedefleriniz nedir? Cengiz Karadağ’ın kendi amacı, kendi hedefleri nedir kariyer olarak?
Cengiz Karadağ: Biraz ütopik gelebilir ama benim kişisel hedefim yurtdışında antrenörlük yapmak. Bu ne zaman olur, ne zaman gerçekleşir bilmiyorum ama bunu başarmayı gerçekten istiyorum. Ayrıca bunun dışında birlikte çalıştığım her oyuncunun gelişimlerine katkıda bulunmak istiyorum.
Salsabasket: Lig hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cengiz Karadağ: Ligimiz bana göre Avrupa’nın en sert 2-3 liginden birisi. Hem antrenörler bazında, hem oyuncular bazında gerçekten çok kaliteli bir lig. İşin güzel tarafı, herkesin birbirini yenebileceği bir ortamın yaratılmış olması. Basketbol ciddi anlamda ileriye gidiyor ülkemizde. 3 sezondur ligin bir çıkış trendinde olduğunu düşünüyorum. Oyuncu kalitesi, takımların yapıları, ekonomik konular açısından sürekli ileriye gidiyoruz. Biz de takım olarak bu sert ve kaliteli ligde mücadele ettiğimiz için, bu ligin bir parçası olduğumuz için kendimizi çok şanslı hissediyoruz.
Salsabasket: Son soru biraz magazinel olsun. Selçuk Üniversitesi haricinde ligdeki 15 takımın mevcut kadro yapılarını göz önünde bulundurursak, şu takımın oyuncu yapısı tam bana göre diyebileceğiniz takım hangisidir?
Cengiz Karadağ: Hiçbiri. Çünkü bütün takımları kendi hocaları kurdular.
Salsabasket: Hoş cevap oldu. :) Teşekkürler hocam herşey için. Bol şanslar.
Cengiz Karadağ: Çok sağol.
Çok güzel iki röportaj olmuş, hem size hem de konuklarınıza çok teşekkürler...
Acaba Alex Dunn'ın blog adresini öğrenebilir miyiz?
@ oguzmania
alexdunn13.blogspot.com
Adres için çok teşekkürler...
Anlaşılan Alex de İstanbul'un cazibesine yenik düşmüş şimdi kolaysa onu Konya'ya bağla :)
Hehehe.. Di mi ama.. İstanbul'dan teklif gelirse seve seve giderim falan da yazmış altına..:)
Güzel bir röportaj olmuş eline sağlık hocam.. Alex Dunn'un bloguna da ara sıra bakacağım.. Teşekkürler.
Yorum Gönder