Kötüyüz. Hem de Çok. Hem Maddi Hem de Manevi (!)

İlk turda Polonya karşısında kafaların sahaya gelememiş olmasıyla eve dönme yolunda ciddi bir adım atmıştık aslında. Ama önce İngiltere’nin Polonya’yı devirmesi, sonra bizim de o gazla İspanyollar karşısında aldığımız galibiyet ile olay bir anda 180 derece tersine dönüvermişti. Öyle ya 2. turdaydık ve +1 galibiyeti de cebimize koymuştuk.

B grubundan gelen 3 takım (Fransa, Sırbistan, Almanya) için tekniği taktiği bir yana bırakıp sadece istatistiklere baksak, bize hep ters gelen, psikolojik olarak sıkıntılarla başlanacak rakipler olduğunu görebiliriz. Sırbistan her yaş seviyesinde belalımız olan, geçen sene İstanbul’da yendiğimizde bile ‘Rüya mı acaba?’ diye düşündürten bir kabusumuz. Almanlar belki Dünya basketbolunda sürekli olarak ‘Nowitzki ve arkadaşları’ diye geçiyorlar ama bize her daim geçirmeyi de beceriyorlar. Nowitzki olsun, olmasın, guard koltuğunda Mithat otursun, Hamann otursun, Schaffartzik otursun hiç farketmiyor, bize bir türlü geçiriyorlar. Dünkü yenilgimizle 11. üst üste yenilgimizi aldık adamlara, dile kolay. Fransızlar ile ise yer yer galibiyet serpiştirmeyi başarabildiğimiz bir ilişkimiz var. Bu nedenle 2. tura onlarla başlamak güzeldi aslında. Hem namağlup olmalarından dolayı maça üst düzey konsantrasyon ile çıkacağımızı sanmam, hem de 1. turdaki defterin öyle ya da böyle avantajla kapatılması beni bu maç için umutlandırmıştı.

Ama olmadı. Çok kötü oynadık. Çok yüzdesiz attık. Ama bunun da bir sebebi var. Düzgün hücum edemiyoruz. Bu turnuvadaki en büyük sıkıntımız bu belki de. Savunmada ayakta kalmayı bir şekilde başarıyoruz, orada bir standart sahibiyiz. Hazırlık maçlarındaki felaket görüntü savunma anlamında ortadan kalkmış gibi ama hücumda işler hala felaket ilerliyor. Hido geri çekilerek atsın, girmeyen topu Enes ile Ömer Aşık yakalasın, bir şekilde sayı yapsın… Bu şekilde ilerleyemiyor malesef işler. Yine de her şeye rağmen Fransa maçını kazanma noktasına getirmiş olmamız için ne demek lazım? ‘Son hücumdaki sol dip üçlüğü’ lanetimizi Kerem Tunçeri ile kırabilsek maçı kazanacaktık. Sevindirici bir şey aslında ama iyi oynayan bir takım için söz konusudur bu sevinç. Zira aralarda kötü oynarsın ve kötü oynadığın maçları bile kazanma noktasına getirirsin, belki kazanırsın.. Buna sevinmek hakkındır ama biz bunu hak etmiyoruz. Kötü oynadığın maçlar çoğunluktayken, onca ters giden şeyin içerisinde cımbızla iyiyi arayıp bulmaya benzer bizim yaptığımız.

Almanya karşısındaki görüntümüz Nowitzki’nin faullerini 3′lemesine kadar idare eder vaziyette idi aslında. Almanların maçlarının 45′lik bir plakmış da 33 rpm ile dönüyormuş havası veren o yavaşlığı/durağanlığı içerisinde iyi idare ettik olayı. Skorda gerekli farkı cebimize koymuş, onların anlayacağı dilden konuşur olmuştuk. Ancak Almanların bizi yenmesi için Nowitzki’ye ihtiyaçlarının olmadığı gerçeği bir kez daha kendini belli etti. Acı ama öyle. Tek ayak üstünde zıp zıp yürüyen hücumumuzla, önce Ömer Aşık’ın sonra da Enes’in birkaç dakikalık resitalleri ile 12 sayılık farkı yakalamışken, hücumda iflas bayrağını çekip yavaş yavaş öldük. Ve bu ölüm anında hiçbir şey yapmadık. Allah da cezamızı verdi tabii. Son çeyrekte sürpriz yumurtadan çıkan Schwethelm, 4 tane isabetli üçlükle (kariyerinde yoktur böyle bir vukuatı) sırtımızı yere vurdu. Yine bu kadar berbat hücum edişe rağmen, berbat faul yüzdemize rağmen maçı kazanabilir miydik? Evet. Misal Nowitzki’nin Ömer Aşık’a ribaund sırasında yaptığı faul çalınsa, Dirk beşlese o anda momentum tersine evrilebilir miydi? Emin değilim ama önemli bir kırılma anıydı kesinlikle. Hakemlerin başka hataları da oldu ama sen kötü oynadığın zaman bu tip dış etkenler daha çok dikkatini çeker.

Kabul edelim… Kötüyüz… Hem de çok… Sırbistan karşısında galibiyet alsak da, çeyrek finale çıksak da kötüyüz… Düzelmeliyiz… Bunu bu turnuva içerisinde yapabilir miyiz? Biraz zor… Gibi duruyor…

Gelelim Orhun Ene konusunda. Herkes tarafından bana yakıştırılan ‘Orhuncu’ sıfatını hak edecek ne yaptım bilmiyorum ama ben Orhun Ene’nin bu turnuvadaki performansını beğenmeyenlerdenim.

Şöyle bir hatırlayalım birkaç hafta öncesini. Orhun Ene daha tek bir resmi maça çıkmamışken ‘İstifa!’ diye bağıran bir topluluk vardı ortada. Ve beni rahatsız eden bu nokta idi. Ufak bir empati ile kendimi koçun yerine koyduğum zaman üzüldüm.. Hem de çok.. Biraz rahat bırakmalıydık onu. En azından bu turnuva öncesinde kafasının üstünde giyotin dolandırmamalıydık, çünkü onunla ve ekibiyle bu turnuvayı oynayacağımız belliydi. Hele bir turnuva bitsin, sonra zaten ortaya çıkan tabloyu eleştiririz diye düşünüyordum. Yazımın tek çıkış noktası ve dayanağı buydu. Yoksa Orhun Ene benim anam değil babam değil. İnsanların burada bana yer yer yaptığı ‘Çıkarcı’ ithamlarını gerektirecek ilişkilerim yok ne yazık ki. Ben Efes cephesinde herkes Ufuk Sarıca’ya burnunu kıvırırken bir şansın da ona verilmesi gerektiğini de savundum, Allen Iverson geldiğinde Burak Bıyıktay’ın içine düşeceği durumu ve göreceği muameleyi de hemen o gün yazdım. ‘Ufukçu’ oldum, ‘Burakçı’ oldum, şimdi de ‘Orhuncu’ oldum.. Farketmez olurum ama durum bu.

Orhun Ene’nin yerine kendimi koyarak yaptığım empatiyi sadece bu konuda yapmıyorum elbette. Misal kadro tercihinde ben daha farklı davranırdım. İzzet gibi bu turnuva için etkisiz eleman olacak bir oyuncuyu yanımda götürmezdim, Semih Erden’in kadrodan çıktığı gün Furkan Aldemir’e bir telefon açar ‘Gel koçum’ derdim. Sinan Güler’i küstürmezdim. Son hücumlardaki beceriksizliğimizi geçtim, akılsızlığımızı bir şekilde ortadan kaldırmaya çalışırdım. Hücum setleri mutlaka ki çiziliyordur, mutlaka ki çalışılıyordur.. Ama sahada hiç kimse bunlara uymuyorsa o taktik tahtasını ibret-i alem için maçın ortasında kafalarında kırardım. Yaz yaz bitmez. Orhun Ene’nin eleştirilecek bir çok detayı, tercihi, hatası var elbette. Herkes gibi.

Ancak atlanmaması gereken bir detay daha var. Bir adım daha geriye çekilerek biraz daha uzaktan bakınca takımdaki ‘Türkiye dışında turnuva oynayamama’ hastalığı tam gaz devam ediyor. Bu ciddi anlamda mental bir sorun. 2001′de ve 2010′da evimizde olmasaydık o madalyaları alabilir miydik? Bu soruya samimi cevabınız ne? Atıyorum Orhun Ene geçen sene takımın başında olsa ve takım o gazla aldığı gümüş madalyayı alsa (hadi bronz alsa diyelim) Orhun Ene müthiş koç mu olacaktı? Ya da ‘Kör ölür badem gözlü olur’ sözüne uygun biçimde efsaneleşen Tanjevic, bugün takımın başında olsa Litvanya’da ne kadar daha ileri gidebilirdik? Onun da Edirne’den ötedeki turnuvalarda başarısı yok ki. Çünkü sıkıntının bir kısmı da oyunculardan kaynaklanıyor. Oyuncularımız Türkiye dışında başka, Türkiye sınırları içerisinde başka oynuyorlar. Bu bizim insan yapımızdan kaynaklanıyor. Bir Sırp değiliz, bir Litvanyalı değiliz, bir Alman bile değiliz yapı olarak. Garibiz. Hep söylüyoruz ya.. Duygusalız. Gazla çalışıyoruz sanki. 2001′deki muhteşem zaferin hemen 1 sene sonrasında olanları hatırlayan var mı? Aydın Örs müydü tek suçlu?

Söylediklerim yanlış anlaşılmasın, iki üst paragrafta da değindiğim gibi Orhun Ene’nin sizlerin de yazdığı gibi eleştirilecek birçok tercihi var. Bu normal zaten, bu kadar göz önünde olan kişilerin eleştirilmesi normal. Ancak resme bir adım uzaktan bakınca ihalenin tek kişinin üstüne yıkılması biraz haksızlık. Eğer hataları kişilere pay ediyorsak, diğer kişileri de pas geçmemek lazım. Geçen sene ‘Maddi manevi’ iyi durumda olan Hido ve arkadaşlarının bu yıl bu kadar kötü olmalarının (ya da bundan önceki Türkiye dışı turnuvalardaki görüntülerinin) tek sorumlusu Orhun Ene değildir. NBA Türkiye’ye yazdığım turnuva yazısında ‘Haydi kırın şu laneti’ başlığını atmış olmamın da işaret ettiği gibi bu kafa ile Edirne’den ötede başarılı olamayız biz. İstanbul’da Ankara’da İzmir’de bulduğumuz gazı her yerde bulamayabiliriz. Burada iş staffa düşüyor evet ama biraz da (belki de çokca da) oyunculara düşüyor. Gerekiyorsa yollayalım Ağaoğlu’nu, ülke olarak aramızda para toplayıp verelim birer ev. Gazın sebeplerinden biri de buysa yapalım bunu hep beraber.

Dün Almanya maçında beni en çok rahatsız eden şey neydi biliyor musunuz?

Faul atışlarındaki düşük yüzdemiz mi? Değil.
Hücumda tüm turnuva boyunca ortaya koyduğumuz düzensiz görüntümüz mü? Değil.
Oyuncu değişiklikleri mi? Değil.
Orhun Ene’nin hamleleri mi? Değil.
Almanlara 11. kez üst üste kaybetmiş olmak mı? Değil.

Bunların hepsi fiziksel hatalar. Düzlelmesi daha kolay. Benim derdim zihinsel hatalarla. Onların tamiri zor, onların tahribatları büyük.

Dün benim canımı en çok yakan şey: Kaptanı olduğu takım bu kadar kötüyken Hidayet’in ekranlara en az 10 farklı anda yansıyan 32 diş dışarıda sırıtma görüntüleridir.

Benim kanıma dokundu bilmiyorum.

Koçumuzun değişmesi gerekiyor olabilir ama oyuncularımızın çoğunun kafalarının da değişmesi gerekiyor.
Nokta !

Anıl Aksaç
twitter.com/anilaksac

Salsabasket Facebook'ta!


Salsabasket Twitter'da!

Kötüyüz. Hem de Çok. Hem Maddi Hem de Manevi (!) yazısına 57 yorum bırakılmış

  1. Atilay diyor ki:

    hidayet turnuvadaki diğer NBA yıldızlarına baksın onlar napıyor bir de kendisi napıyor !! yaptığı tek şey artistlik ve sırıtma …basketbolu sevenlere ve Türk milletine büyük ayıp gerçekten ….

  2. ozan diyor ki:

    harika yazı başlık tam oturmuş

  3. basketsever diyor ki:

    Her ne kadar satır aralarında Orhun Ene’ye sallamış olsa da Anıl bey’in yazısı durumu özetleyen güzel bir yazı olmuş.

  4. dckunt diyor ki:

    Edirne’den oteye gidemememizin tek nedeni duygusallik veya sanssizliklar degil ayni zamanda calisma disiplinimizin olmamasi. Kumasi saglam birkac oyuncumuz var. Digerleri fiziksel ozellik veya hirsla goturuyor isi. Ama o da biryere kadar. Kendilerini gelistirmek icin ya olmasi gerekenden fazla calismiyorlar ya da calistirilamiyorlar.
    Ayrica su bir gercekki kotekten anlayan bir yapimiz var. Kenarda bagirip cagiran, hata yapani azarlayan, oyuncusu kenara gelirken yuzune bakmayan ve nispeten yasli bir koc daha cok is yapiyor. 
    Hidayet konusuna gelince… Gecmiste bir Mehmet Okur vakasi yasadik, belki de iyi oldu. Hidayet son donemdeki hal ve tavirlariyla keske onunla da aynisini yasasaydik dedirtiyor. Bunu Hidayet’in NBA kariyeri boyunca yayinlanmis hemen hemen her macina kalkmis ve uyumadan ise gitmis biri olarak yaziyorum ne yazikki. 
    Eminiz oyuncularin cogu da bulundugumuz duruma uzuluyordur. Ancak is yalniz uzulmekle duzelmez.
    Milli takim yalniz gaz yeri degildir. Disiplin, saygi ve gurur yeridir. Calismak ama cooooooook calismak gerekir.

  5. Sinan Doğan diyor ki:

    Değişmesi gereken ilk şey Turgay Demirel’dir. Türk Basketbolunun önündeki en büyük engel kendisidir. Bu adam giderse dikta rejimi sona erer ve herşey zamanla normalleşir diye düşünüyorum…

  6. .... diyor ki:

    Orhun Ene belki ileride çok iyi bir koç olacak, belki efsane ama işte her şeyin bir zamanı var.Orhun Ene’nin 10 da biri basketbol bilmiyoruz ama Ene’nin daha zamanı var ora için.

  7. Murat Özen diyor ki:

    Ben Cenk,İzzet ve Oğuz’un bu turnuvada neden yer aldığını anlamış değilim.

    Ayrıca ameliyat geçiren Sinan’da kadroda olmaması gereken oyunculardan.

  8. sertkan diyor ki:

    Hidayet konusuna % 100 katılıyorum. Sırıtarak umursamaz hali beni de çok sinirlendirdi. Emir’in daha fazla süre alması gerekirken sırf Hidayet oynayacak diye takıma yazık oluyor. Emir hepsinden daha TÜrk gibi oynuyor hem de maddi manevi bir talebi yok

  9. kuliç diyor ki:

    Bravo Anıl.

  10. Süleyman Mucur diyor ki:

    Koçumuz değişmesin milli takım Nihat İziç e kalacak o zaman felaketimiz olur

  11. Rockerinside diyor ki:

    Bu Orhun Ene’ye sallamak deyimini de anlamıyorum, her başarısız koç gibi eleştirilecek bunu hakediyor, Tanjevic bu oyunu oynatsa Türk koç mu kalmadı bu adam takımın başında goy goyları başlamıştı, takımın bir tane hücum seti var mı merak ediyorum, ya da varsa setler şunlar:

    1-Hidayet perde ister, 2li oynamaya çalışır, bi halt olmaz, içeri dalar ya olursa diye..
    2-Hidayet perde ister, 2li oynamaya çalışır, bi halt olmaz, fade away sallar..
    3-Emir içeri dalar bitirmeye çalışır..
    4-Enes’e top iner..

  12. cannksk diyor ki:

    Bu turnuva öncesi Emir mantıklı duruyordu, çok da güzel oynadı ama artık gayet açık ki guard devşirmemiz gerekiyor.

  13. cancan1500 diyor ki:

    Burada gerçekten Hidayet’e atıfta bulunulması konuyu çok güzel özetlemiş. Hidayet de, milli takım gibi dünya basketbolunun çözemediği bir isim hem iyi hem kötü anlamda. Milli takımımız son 10 yıldır Hidayet’İn oyun stiliyle özdeşleşti “zirve ve dip, mucizelerin sıradanlaşması, maneviden maddiye keskin dönüşler-karman çorman yüzdeler”
    Ben Hidayet’e kızmayanlardanım. Adam son 11 yıldır her yıl minimum 100 + maç oynuyor ve uzun uçak yolculuğu yapıyor. Bir bünyenin artık bunu kaldırması hele bu yaşta mümkün değil. Gerçekten hizmetini yaptı ve çilesi artık dolup azad edilmeli. Biz milli takım taraftarlarının çilesi ise yeni başlıyor gibi. Hidayet’e benzeyen tek oyuncu olan Preldziç’i bulduk çıkarttık ve önümüzdeki 10 yıl da ona bel bağlayacakmışız gibi geliyor! Preldziç’i sevmediğim, beğenmediğim anlamı çıkarılmasın. Ama adam her açıdan küçük Hido! Üstelik yanında Ömer Onan’lar, formda Kerem’ler de olmayacak. Çok zor bir döneme giriliyor.

    • basket diyor ki:

      Tahmin ediyorum Emir’den küçük Hido gibi oynaması, insiyatif kullanması isteniyor. Fener’de daha takım oyuncusu, şutlarını daha fazla seçiyor. Tabii bir etkende Fener’de milli takımın aksine penetre edebilen ve şutör isimler var, Emir yalnız kalmıyor.

  14. engin alp diyor ki:

    Bravo güzel tetkik etmişsin durumu özellikle hidayet ve sırıtma kısmına değinmen iyi olmuş bi başka yazındada türk basketbol medyasının, eleştirmenlerın ne kadar eyyamcı korkak ve çıkar ilişkisi içersinde olduklarını yazarsan sevinirim bu takım kadro kalitesi olarak en iyi 3 takımdan biri ispanya ve fransa ile birlikte aksini kimse iddia edemez.türk futbol milli takımın avrupada en iyi 3 kadrodan biri olup bu sonucları aldıgını dusunun ne başkan ne koç ne oyuncular kalırdı duman ederlerdi hepsini ama bu paşaları eleştiren yok.

  15. Erdem diyor ki:

    Güzel yazı cidden, tebrikler. Hidayet konusuna yüzde yüz katılıyorum. Orhun Ene’ye haksızlık edilmiyor bence. Tanyevic de olsa böyle bir turnuvanın ardından gönderilmeliydi. Olimpiyatlara’a gidemedikten sonra önümzde yakın zamanda bir hedef kalmıyor. Turnuva sonrası yeni bir başlangıç için en güzel zaman. Orhun Ene ve teknik ekibinin basketbol zekası ortaya koyamadıklarını düşünüyorum. Tanyevic’in otoritesi de olmayınca ciddiyetsiz ya da formsuz oyuncularla da baş edemiyorlar. Teknik ekibin “yeteneği” memleketin A milli takım seviyesinde ortalama basketbol oynama potansiyelinin altında kalıyor. Bence Orhun Ene 5-10 sene daha pişip sonra bu görevlere gelmeli.

  16. Erinc Atilla diyor ki:

    anil, orhun’un hatasi ne biliyor musun ?? bu gorevi kabul etmesi…tamam banvit’i getirdigi noktalar yadsinamaz…tamam genc jenerasyonda basarili koclardan bir tanesi…ama bir klup takimini, hem de hic bir butce sikintisi olmayan bir klup takimini yonetmek ile, milli takim yonetmek arasinda daglar kadar fark var…orhun ene kendisini biraz tartmali ve bu gorev icin referanslarinin yeterli olmadigini gormeliydi ona gore cevap vermeliydi…bence kesinlikle orhun ene’nin referanslari milli takim koclugu icin yeterli degildi…oyuncularin kafalarinin macta olmamasi, oyuncularin cizilen setleri uygulamamasi veya uygulayamamasi hep bu sebeplerden…fark ettiyseniz gecen seneki uyum da yok oyuncular arasinda…cunku kenarda belli ki guvenmedikleri bir koc var…bu durum da turnuva baslamadan, henuz bir mac dahi yapilmadan belliydi…orhun ene goreve ilk geldigi gun de yazdim bunlari ben…erken mi davranmistim ?? hic sanmiyorum cunku sorun gecmis referanslariydi, kesinlikle neler yapabilecekleri degil…o referanslar yetersiz olunca elestirmek icin de beklemeye gerek yoktu…kupayi dahi alsak bu gercekler degismez…cunku gercekler gelecekte degil, gecmisinde yatiyor orhun’un…belki 5 sene sonra bu gorev icin dogru isim olacaktir kendisi ama simdi degil…

  17. Hemfikir diyor ki:

    Güzel yazı olmuş ben de aynı şeyleri etrafımla konuşuyorum, Hidayet konusuna da katılıyorum, katkısı ve götürdükleri değerlendirilirse terazinin eksi çıkacağını kesin, fakat Almanya maçındaki gülüşlerin sebebinin pişkinlik değildi bana göre hakeme bir tepki mahiyetinde gülüyordu. Dikkat edilirse hep hakem kararlarından sonra o gülüşler ekrana yansıdı…

  18. ozan diyor ki:

    Birde ntv spor reklamında hidayet bu bir takım oyunu diyordu geçen sene farkındaymışlar bunun bu senede hatırlasalar ya.

  19. hcan diyor ki:

    biz neden insanları önyargılıyoruz hep? tanımadan etmeden. hidayet güldü diye hidayetin içide mi gülüyor sanıyorsunuz? hidayet bu turnuvayı kazanmayı çok istiyor geçen seneki dünya şampiyonsı gibi. bence yanlış yapıyoruz. o adam ister 10 ister 100 defa ekranlara gülsün ne fark eder? bu onun bu işi ciddiye almadığını mı gösterir? gerçek duygularını mı gösterir? kaptanlığını yapmadığını mı gösterir? hayır. insanlara önyargılı bakmayalım hidayetin ne hissettiklerini bilemeyiz…

  20. zago 30 diyor ki:

    bu turnuva bitti hedef avrupa şampiyonaları(dünya şampiyonaları öncesi ) veya dünya şampiyonası değil(kimse takmıyor )2016 olimpiyatları ve olimpiyatlara katılmamızı sağlayacak 2015 avrupa şampiyonası olmalı..
    2015 de nasıl bir takım olacak olmalı:
    - palavradan takım liderliği yapmayan- ruhu olan – ve bunu her hareketinde gösteren- birbirinden güç alan aynı seviyedeki yıldızlar
    - yıldızlara teslim olmamış şahsiyetli ve basketbolu bilen uygulayabilen bir koç(yerli )
    - yanlışları anında söyleyebilen özgür basın( destek çıkalım turnuva bitince eleştiririz demeyen )
    - sadece genç olsun – potansiyeli var – efes fener de oynuyo bu çocuklar diye milii takıma alınmayan oyuncular
    - dünyanın en iyi 3. ligi olmasına rağmen ligde ne yaparsan yap seçicilerin lig ve lig performansını göz ardı etmememeleri sonucu oluşan bir kadro
    ÖNGÖRÜ 2015 AVRUPA ŞAMPİYONASI

    GUARDLAR – engin atsür(yeter artık sakatlanmasın), doğuş balbay, ender arslan(herşeye rağmen)
    KISALAR – sinan güler, preldzic, ersan ilyasova(3 numara oynamalı en azından milli takımda),
    UZUNLAR – ömer aşık, semih erden, enes kanter, oğuz savaş,furkan aldemir
    KOÇ – oktay mahmudi(kaşar koç lazım- kötü anlamda kullanılmamıştır)
    VE TANRI İNŞALLAH BİR SKORER GUARD GÖNDERİR MİLLİ TAKIMA

  21. Özcan Yüksel diyor ki:

    Hido’nun ne olduğunu tüm nba tüm avrupa anladı bir biz anlayamadık Hido iyi bir oyuncu doğru sistem olduğu zaman da verimli olan bir oyuncu bu nedenle sacremento, san antonio, toronto ya da phoenix’te orlando’daki hido olamadı.

    Hido 2001′de eline geleni potaya sallayan bir oyuncuydu o haliyle de şimdikinden fazla katkı verememişti. Hido bir Dirk Nowitzki, Peja Stojakovic, Andrei Krilenko ya da Pau Gasol değil.

    Adam yarın belki son milli maçına çıkacak halen daha Hido neydi ne yapmadı tartışıyoruz. Ben de şahsen memnun değilim Hido’dan en azından daha fazla sorumluluk almasını beklerdim ancak hiç naz yapmadan her turnuvada milli takımda olmuş bu takımla iki madalya kazanmış bir oyuncu da saygıyı fazlasıyla hakediyor.

    Orhun Ene fazlasıyla hatalar yaptı en büyük hatası ise direk coachingi ile alakalı olan sahadaki 5 tercihleri oldu rotasyonu düzgün ayarlayamadı kimyası tutmayan oyuncular yer aldı turnuvanın en kritik hedef maçlarında bile bu hataları yapıp ısrarla geri dönmedi hatasından adeta hazırlık maçı oynuyormuş gibi. Bu durumda TBF’nin doğru karar vermesi gerekir. Kişisel husumetler görüş ayrılıkları bırakılacak en doğru karar en verimli projeyi yaratabilecek koç üzerinden verilecek. Ömer Onan, Kerem Tunçeri, Kerem Gönlüm, Mehmet Okur, Hidayet Türkoğlu artık bu takımda büyük ihtimalle olmayacaklar. Bu yeni yapılandırmada doğru koç ve doğru projeyle kim olacaksa o koç olarak seçilmeli. Bu isim Orhun Ene de olabilir Nihat İziç de Erman Kunter de Oktay Mahmudi de Ergin Ataman da yeter ki doğru proje tespit edilsin ve yeni yapılandırma mantıklı ilerlesin.

  22. Önder Sarıkaya diyor ki:

    “Duygusalız. Gazla çalışıyoruz.” lafı gerçeği tam açıklamıyor bana göre..Ev sahibi takımlara uygulanan standard hakem itelemeleri olmadığında, sudan çıkmış balığa dönüyourz, o kadar!:-(( Hele hele aleyhimize hakem kararlarının altından kalkacak zihinsel ve moral kapasitemiz hiç yok.. Olimpiyat görebilemmiz için, Olimpiyatların İstanbul’da yapılması şart!:-((… İnşallah, olaya doğa üstü güçler müdahil olur da Sırpları yeneriz.. Ben de seve seve tükürdüğümü yalarım..

  23. can diyor ki:

    çok doğru bir yazı olmuş. orhun ene baştan beri yanlış seçimdi. geçmişte iyi bir oyuncu olabilir ama herzaman iyi oyuncudan iyi antrenör çıkmıyor işte. henüz yardımcı antrenörlük bile yapmamış genç bir antrenör…. tecrübe lazım. banviti türkiye liginde iyi götürüyor olabilir ama geçtiğimiz sezon avrupada çok kolay elendiler.federasyon destekli bir antrenör …buraya kadar işte….

  24. orkunabi diyor ki:

    sampiyona bitmeden fazla yorum yapmamak gerekiyor, ama sanirim geçenseneden kalan heycanimiz bizleri fazla ümitlendirdi gibi. Oyuncularda çok gaz verdi belki .. beklentilerimiz gerçekleri sakladi. Tabi bazi faktörleri düsünemezdik: Keremin, Semihin sakatligi, Ersanin hayal kirikligi, guardlarimizin dökülmesi vesaire.
    Ama bunlardan hariç Orhun Enenin inanilmaz basit hatalari üstüne eklenince yüzümüz asili kaldi. Bunun çok basit bir örnegi: dün Almanya maçinda 25 (gibi) saniye kala Ene son molasini aliyor, ya sevgili kardesim bu mola 5-10 saniye kala lazim olmazmiydi ? O sirada mola alma elnen göznen bir sistem iste oyunculardan (çabuk bir sut atmasini yani), Ömer Asigi hata Enesi tekrar oyuna sok, sut girmese hücum ribaundi alma sansimiz olur. Bunu iyi bir coach degisikler olana kadar mola almadan 10 saniyede uygularlar, hata teccrübeli bir oyun kurucununda düsünmesi lazim bunu. Ben coach falan degilim ama bunu dusundukten sonra fransiz kanalindan izledigim maçin sunucusu (ki o bir coach) aynisi söyledi. Ben sadece senede onlarca maç izliyorum. Ama Enenin tercihi mola ve sistem 15 saniye geçtikten sonra sut bulmak ki giren 5 oyuncuda hepsi 3 sayilik sutör, yani hücum ribaundu 0. Attin attin atmadin is orada biter. Ve de biti son maçlarda. Resmen soguduk, donup kaldik .. hamamdan sonra soguk suya girmek gibi oldu.
    Neyse kaderimiz yine elimizde, yen Sirbistani %90 çeyrek finaldesin. Tükiye kazanirsa, Litvanya Almanyayi yener diye düsünüyorum. Yoksa 4üncü olma riski var onlar isin

  25. emir diyor ki:

    nowitzkinin üçüncü faulü aldığı pozisyonda sahada olan takıma ve o faul sonrasında sahada olan takımın yaptıklarına bakın. ona üçüncü faulü aldıran enes o faulle beraber dışarı çıktı. empati kuralım!!! kendinizi enesin yerine koyun, o ana kadar oldukça iyi bir performans sergilemişsiniz, iki dünya yıldızının bulunduğu alman pota altını dağıtmışsınız, birini benche göndermişsiniz ve sizde onunla birlikte oyun dışısınız, yetmiyor tekrar oyuna girdiğinizde ise keskin nişancı dış atıcılarınız ve turnuvayı sürklase eden oyun kurucularınız tarafından elinize rica minnet top geliyor.. en son tercih olarak top geldiğinde ise herkes sizden dünyayı baştan yaratmanızı bekliyor.. geçin bunları ya hikaye, orhun ene bu takım için yetersizdir, rüştünü ispat edememiştir, yaptığı saha içi tercihler, kadro seçimi, takım içi organizasyon vasat seviyesinde bile değildir. oyuncu, kaptan ve kişilik olarak mükemmel, hatta deyim yerindeyse taptığım bir kaç isimden biridir ancak oyunculuğu ne denli iyiyse ne yazık ki milli forma altında koçluğu o denli kötüdür. bu görevi başarıyla yapamamıştır (sizin kıstaslarınız nedir bilmiyorum ancak ben dünya ikinci takımdan madalya bekliyordum) ve başarısızlığın faturasını istifayla ödemelidir. litvanya almanyayı zaten yener, belki bizde sırbistanı ama sorun yenme veya yenilmede değil.. sorun oyunda, hala bu takıma bir karakter oturtamadık.. koçun yerine murat didini, ergin atamanı, erman kunteri koyun, hatta aydın örsü, oktay mahmuti yi koyun, bu takım barındırdığı bu potansiyelle en az bu kadar başarılı olurdu.. en az.. ve o en az oldu…

  26. metin diyor ki:

    hidayetin oyununa ben de gıcığım..topu alır 15 saniye düşünür iki adım içeri girer sonra yanındaki oyuncuya topu veriverir, oyuncuda topu mecburen potaya sallar, basket olursa hidayete asist yazılır, olmazsa o oyuncuya top kaybı..ama, herşeye rağmen hidayete saygım büyük..beyler, adamın tırlar dolusu doları var. hawaii de tatil yapmak varken hala kamplarda sürünüyor son 10 yılda milli takımı o taşıyor..milli formaya büyük hizmeti var.. ne olursa olsun baş taçı etmemiz lazım

  27. basket diyor ki:

    Pota altında isim çok zaten ama şu geri 3lü mevzusunun çözülmesi lazım. Tahmin ediyorum Hidayet’ten sonra artık İzzet, Preldzic ile birlikte 3 numara oynayacak. Guard pozisyonlarına ise Kenan, Şafak, Can Maxim, Göksenin ve Batu gibi isimler yaşları ne olursa olsun oynamalı artık. Bu genç jenerasyonla birlikte de uzun vadede akıllı ve soğukkanlı basketbol oynayan bir TAKIM oluruz umarım.

    Milli takımdan beklentilerin bu turnuvayla azalması bir yandan da iyi. Bir süre, daha az medya ve sponsor tecavüzüne uğrarlar diye umuyorum. Bu şekilde oynadıkları oyuna konsantre olabilirler. Öyle bir hale geldiki futboldan başka spor bilmeyen adamlar bile maçları yorumlamaya başladı. Bir futbolkoliğin basketbolu yorumlamasını dinlemek kadar insana acı veren çok az şey var.

  28. hallo diyor ki:

    her branşımızda böle bir bela var oda tam iyi bir başarı yakalamış tmm artık biz çıkışa geçer çıtamızı çok iyi yerlere getiririz derken hemen 1 sene sonra tersine çıtamızı düşürüyoruz aynısı futbolda da var baskettede var diğer branşlarda da var bizim bunu aşmamız lazım bi başarı yakalamışken onu devam ettirmemiz lazım…

  29. Fastbreak diyor ki:

    Bu işin olmayacağı daha başından belliydi. Şampiyona öncesi kendimizi hep avuttuk; Şampiyona başlasın takım düzelir diye. Halbuki düzelmeyeceği, düzelemeyeceği yapılan her sçimden, tercihten belliydi.
    Bir; Orhun Ene’nin teknik kapasitesi bu iş için yeterli değildir. Kenardaki “aciz” duruşu, oyuna müdahele bile edemeyişi bunu çıplak gözle bile görmemizi sağlıyor. Ene’nin geçmişinde teknik patron olarak ne başarısı var ki? Geçen sezon Banvit’in 2. oluşu mu? Geçin bunu Banvit’in o kadrosuyla o takımın başında kim olursa ikinci, üçüncü olurdu. Olin Edirne’yle oynadıkları play-off maçları unutulmasın! Bazı “nedenlerden” dolayı üst tura çıktılar.
    Oyuncu tercihlerine gelelim. Ülkemiz basketbolu zaten yerli guard sıkıntısı çekerken geçtiğimiz sezon kulüplerinde başarılı olmuş ve kendi takımlarında oyunları ortada olan belki de en iyi iki guard olan Tutku Açık ve Can Akın aday kadroya bile çağrılmadı. Neden? Şampiyona’da gördük ki ahı gitmiş vahı bile kalmamış, savunmaya ufacık bir katkısı bile olmayan hücumda da abuk sabuk işler yapan Kerem Tunçeri ve geçtiğimiz sezon kendi takımında bile fazla süre almayan, hemen hemen hiç oynamayan Ender Arslan’la mı Olimpiyat vizesi alacaktık. Doğuş Balbay’ı aday kadroya çağırıp geri göndermenin mantıklı bir izahı olabilir mi? Kerm Tunçeri’den bi şey olmayacağını hazırlık süresince anlayamadı mı teknik heyet? Anlayamadıysa ne işi var orada? Anladıysa da hatır gönül yüzünden mi tutuldu kadroda?
    Furkan Aldemir gibi öne çıkan bir ismi her halde laf olsun diye kadroya çağırıyorlar, sonra “aşiretin” arasında yeri yok diye geri gönderiyorlar ama Semih Erden sakatlanınca bir türlü tekrar kadroya çağırmayıp İzzet Türkyılmaz’ı orada tutuyorlar. Allah aşkına, İzzet gelecek vaad eden oyuncu olabilir, ama şu an da Furkan Aldemir’le mukayese edilebilir mi?
    Bu arada Ene’nin yardıcılarına da bir kaç söz lazım. Ne gibi bir teknik başarıları var sayın Yakan ve İziç’in ? Kulüp bazı da dahil bu soruma.
    Teknik heyet bahsi girmişken bir soru daha; Son Almanya rezaletinde Enes Kanter ozyundan alındıktan sonra neden bir daha oyuna alınmaz? Oyunu mu okuyamıyor yoksa bu teknik heyet?
    Valla bu iş öyle duygusal falan değil. Şansımız yok, işte içerde kazanıyoruz, dışarda işimiz yaver gitmiyor falan bunların hepsi bahane. Bana bir kişi milli takımımızın bir sistemi olduğundan bir ekolü olduğundan söz edbilir mi? Bugün zaman zaman kötü de oynasalar, bir Fransa’nın, Sırbistan’ın, Yunanistan’ın, İspanya’nın ve hatta Almanya’nın bir sistemi yok, ekolü yok diyebilir mi? Sorun ciddi çalışma, işi ciddiye alma sorunudur. Her iş gibi bu iş de ciddi çalışmayla çözülür ve ciddi işeri de ancak disiplinli, ilkeleri olan insanlar yapar.
    Bu söylediklerimi yapabilecek insanlar var bu ülkede. İşini seven, ilkeli, ciddi. Bakın bu insanların çalıştırdığı kulüplere, geçmişteki başarılarına görürsünüz. Getirin A takımın başına Oktay Mahmuti’yi, alt yapının sorumluluğuna da Gökhan Taştimur’u bakın bakalım bir kaç sene sonra nasıl bir takım yaratılmış ve geleceğin kaç senesi garanti altına alınmış. Bakın bakalım o zaman milli takımımızın bir sistemi bir ekolü var mı yok mu?
    Şampiyona başladığından beri her maçı karın ağrıları ile seyrediyoruz. Umarım bu işkence yarın biter, herkes evine döner ve bu işkenceden bir ders çıkılır ve taşların yerli yerine oturmasının yolu ve Türk basketbolunun gelişmesinin yolu açılır.
    Bazen bir musibet bin nasihatten iyi imiş.

  30. ozgur diyor ki:

    maçları izlerken en sinir olduğum şey:
    yorumcu der ki: top Hidayet’in eline mutlaka değmeli.
    top hidayete değer ve bir hücumu daha rezil ederiz…

  31. Fatih Tüfekci diyor ki:

    Hidayet 2001 ve 2010 daki sut performansi disinda bu takima katkidan cok zarari olmustur. sürekli bir lider bir yildiz rolüne bürünmek istemesi milli takimi batirdi. Hedo iyi bir görev adami olacak kapasitede. ama maalesef kendini skorer bir yildiz zannediyor. temposu düsügünde altinda rezalet. izlerken sanki her an yere düsüp bayilcak gibi duruyor.boyununu avanatijini ne hücumda he savunmada kullanamiyor. inanin su turnuvada 3 numara Haluk Yildirim oynasa kat kat daha faydali olurdu. hele yaninda Tutku da olsa hücumda mutlaka ritim bulurduk iyi paslasmalar sayesinde. Kerem, Hedo, Onan üclüsünün milli takimi birakmasini dört gözle bekliyorum. yeni jenerasyonun bu isi daha iyi yapacagindan adim gibi eminim.

    • Burak diyor ki:

      Ömer Onan ilk periyotlar haricinde sahada yok. Kerem Tunçeri dökülüyor. Hidayet zaten malumunuz. Bu konuda çok haklısınız ki bu üçü de milli takımı artık bıraksın. İşi tadında bıraksınlar ki bizlerde onları iyi anılarıyla hatırlamaya çalışalım..

  32. tarski diyor ki:

    Bence hidayet orta sahada topun uzerine oturup cekirdek citlese bir sey demeye yuzumuz olmaz. Federasyon tum varligini hidayet’in (bir ara mehmet’in de) varligina armagan etmis. Tum reklamini, 12 dev adamidir, odur budur, Hidayet uzerinden pazarliyor. Adami reklam yildizi yapiyorlar her sene. Zannediyor musunuz ki bunlar kendiliginden oluyor. Su andaki dunyada isler boyle yuruyor. Federasyon hidayet uzerinden para kazaniyor, onun sayesinde bilet satiyor, reklam geliri, tv geliri elde ediyor vs.

    Ha tabii bence yazik. Hidayet belki de avrupanin son 15 yilda yetistirdigi en buyuk yetenek. 20 yasindan beri basketbolunun uzerine biraz tecrubeden biraz da kastan otesini koyamadi. 15 yil once dogmus olsa, nowitzkiden bodiroga’dan onemli bir oyuncu olabilirdi. Bu sistemde vasat bir nba oyuncusu ve reklam yildizi oldu.

  33. bora diyor ki:

    Hedo takıma bu turnuvada katkıdan cok zarar vermıstır. 2001 senesını herkes hatırlar Nowıtzkı ıle aralarındakı kalıte farkı bu kadar degıldı fakat yıllar gectıkce Dırk arayı epeyce actı. Emınım kı Hedo o yerlere gelebılecek bır basketbolcuydu fakat calısma etegı sıfır olan bır kısılıkten daha fazlasını beklemek hayal olur. Bakın Omer Asık’a bır sene ıcınde kendını ne kadar gelıstırdı. Daha oncelere gıdersek Omer Onan’ın sutu buna ornek olabılır. Her sey calısmaktan gecıyor bence. Onun dısındakı faktorler motıvasyon dusuklugu, kı buna ornek Ersan. Bu cocugun aklında bır seyler var ama cozebılmıs degılım kendısını turnuvaya veremıyor. Son olarakta Kerem Tuncerı, bu performansı sene ıcınde efeste yedek guard olarak oynarak epeyce bellı ettı fakat Orhun Ene’nın onu kadroya almaması durumunda elınde zaten fazla alternatıf olmadıgı bılıyordu.
    Elde avucta olmayınca yapacak bır sey yok boyle bır turnuvada bır yerlere gelmek ıstıyorsak kısalarımızdan verım almamız gerekır o da su an ıtıbarıyle pek mumkun gozukmuyor gıbı….

  34. Yiğit Gökçehan KOÇOĞLU diyor ki:

    Hidayet’ciğim MANEVI destek verince olmuyor da MADDI destek verince 10/22′lik faul yüzdemiz ve 5/17′lik üçlük yüzdemiz düzelir mi?

  35. Burak diyor ki:

    Parker,Gasol,Nowitzski,Kaman ve Bargnani gibi basketbolcuların olduğu yerde Hidayet’in NBA yıldızı olarak lanse edilmesi tam bir skandal. Bu insanların milli takımları için yaptıkları ile Hidayet’in yaptıkları arasında dağlar kadar fark var. Umarım yarın Hidayet’in son milli maçı olur. Bu takımda abicilikten başka bir vasfı olmadığını her maçta gösteriyor. 2003 Avrupa Şampiyonası sonrası oyuncular birbirlerini tvlerde resmen rezil etmişti. Bakalım bu kadar kötü oynanan bir turnuva sonrası neler ortaya çıkacak.

  36. Fatih Tüfekci diyor ki:

    Ne okur ne hedo milli takima hic bir sey veremedi. Umarim bir kac yil sonra kendilerini gelistirmis Semih, Ömer ve Enes milli takima öyle bir katki yapar ki bugünlere gülüp geceriz.

  37. suat diyor ki:

    en büyük skor opsiyonu ömer aşık olan bir takımdan ne beklenirki. bu takım sırbistan ı yenerse de benim için başarısızdır . çünkü el bilmem neyiyle gerdeğe giriyoruz habire.büyük takımsan çıkarsın işi bitirirsin kimseyide beklemezsin.tanjeviçe yıllarca sabrettik orhun ada sabretmeliyiz bence.hidayet bu takımla biraraya gelmemeli bence.bunun nedeni bu turnuva değil uzun zamandır katkısı kısıtlı bence.kariyeri mehmet okuru 10 da biri bile değil.ama bakıyosun umursamaz vurdumduymaz ben hidayet in bir tane topa atladığını görmedim.ersan ömer aşık enes emir dışındakilerle gerek yaş gerekse performans yüzünden yollar ayrılmalı furkan doğuş kenan sipahi birkan batuk gibi gençler takviye edilmeli.

  38. Dr.Oğuz diyor ki:

    Salsa Şampiyona öncesi Orhuna Sallamak Moda adı altında bir yazı kaleme alınca, ben de Orhun Ene nin koçluk anlamında henüz rüştünü ispat etmediğini, gelecek vaadettiğini ancak uluslararası deneyiminin yetersiz olduğunu belirtmiştim.Keşke yanılsaydım da Türk Milli takımı daha iyi pozisyonda olsaydı…Oyunculara da birkaç kelime…Lütfen taşıdığınız formanın hakkını verin, yenmek yenilmek önemli değil…Biz sizin hakkınızı teslim ederiz…

  39. erhan diyor ki:

    anıl satırlarca Orhun Ene üzerinden günah çıkarmaya çalışmıssın..Burada Orhun ene için yazdıklarını iyi biliyoruz..tamnam yanıldım de olsun bitsin günah çıkartmanın lüzumu yok

  40. Cevad Zort diyor ki:

    orhun ene nin kötü performansı ufuk sarıca için de zorlu bir sezonun habercisi , çok baskı olacak üzerinde herkes haklı olarak sallamaya başlamışken

  41. petar diyor ki:

    Hidayet’e ve Kerem gibi oyunculara yapılanın haksızlık olduğunu düşünüyorum. Klasik Türk davranışı, başarılı olunca kralsın, başarısız olunca hiçbir şey.
    Biz de eksik olan; oyuncuları emekli edemiyoruz ya da emekli olmalarına izin vermiyoruz. Arjantinli, Sırp ya da İspanyol ben milli takımda oynamayacağım artık diyor ve oynamıyor. Biz de oyuncular bunu dese vatan haini ilan edilir, siz almasanız, bu sefer de en ufak bir başarısızlıkta neden alınmadılar diye bağırıp çağıracak herkes. Belki de artık buna alışmalıyız, faydalı olamayacağını düşündüğümüz oyuncuları emekli etmeli ve bir daha ARKAYA bakmamalıyız.

    Yarınki, maçtan pek de umudum yok. Litvanya, İspanya, Fransa maçlarında umutluydum, kaybettiklerimizi de alabilirdik ama Sırbistan zor, hakemlerin de çok etkisi olacaktır. Biz maalesef, hakem konusunu da beceremiyoruz. Ağırlığımızı koyamıyoruz.
    Sırbistan gibi bir takım, Teodosic gibi bir guard İvkoviç gibi bir koç. Alınan sonuçlar ortada, Litvanya ve İspanya maçlarında darmadağın oldular. Acaba Sırp basınında ne yorumlar yapılıyor çok merak ediyorum.

  42. emrah bakın diyor ki:

    Genel olarak yorumlara katılıyorum ama…
    Hidayet konusunda çok ağır ve bence “saçma” bir eleştiri yapılmış. Hidayet başarısız bir turnuva geçiriyor ama sırıtması demek umursamaması anlamına gelmez. Kimi oyuncular hayal kırıklığını bu şekilde gösterir. Başarılı ya da başarısız bu oyuncu milli takıma 10-15 sene emek verdi. Oyun anlamında yapılan bu geçmiş turnuvalardaki tüm eleştirelere katılırım ama buna değil…
    Hidayet’i biz hiçbir zaman kullanamadık. Çünkü Hidayet bir skorer değil, Hidayet Nowitzki değil, Hidayet Parker değil, Bodiroga değil, Kukoç değil. Bırakalım bu benzetmeleri. Hidayet’i Toronto yıldız diye aldı, hayal kırıklığına uğradı oysa Hidayet iyi işleyen bir çarkın önemli parçası olur, takımın Jordan’ı olamaz, skorda lideri olamaz…
    Peki biz onu nasıl kulanıyoruz, Hidayet topu eline alır, 4 oyuncu kenara çekilir Hidayet’i izler.
    Eğer bu seçim Hidayet’in ise en sert eleştiriyi ben yaparım ama tahmin ettiğim gibi koç kararı ise ne kadar dünya basketbolundan bir haber oldukları belli oluyor.
    Şimdi Ersan’da da aynı hatayı yapıyoruz. Ersan ve Hidayet ancak iyi-pasör oyun kurucular ve sistemle başarılı olurlar.

  43. kral çıplak diyor ki:

    diktaör demirel artık türk basketboundan elını ayağını ceksin ben doğduğumdan beri adam başkan bızı org-hun eneye mahkum etti bende koc olsam bu takım bu savunmayı yapar hucum sıfır oyuna mudahele sıfır secımler yanlıs ızzet kım kendı takımından hıc oynatmaz 12 adam ıcınde var furkan olması lazımdı sınır oldum ızlemeyecem bır daha basket macı demirel artık gitsın su ulkede bır başkan cıkmıyormu

  44. kral çıplak diyor ki:

    her yanılgı sonrası orhun ene cok ıyı savunma yaptık ama hucumda bir sey uretemedık hızlı top ceviremedık pardonda buda senın ısın hıc bır miilli takımda bu kadar ıyı kadro yok en ıyı bır kaç kadrodan bırı bızım hıdo omer onan ömer aşık ersan enes emir kerem yetmez mı obrodovıc olsa kesın şampiyon olurduk

  45. Engin diyor ki:

    Basketboldan soğuduğum bu şampiyonada bir daha salsabaskete ve diğer basketbol sitelerine bakmamaya, yorum okuyup yazmamaya karar vermiştim kendimce.. Hatta Sırbistan maçını da seyretmeyecek, hatta ve hatta bizimkilerin yenilmesini umacaktım.. Böylelikle akşamına başka ülkelerin maçında amigoluk yapmama gerek kalmayacaktı… Ama öyle olmuyormuş.. Yine saat üçteki maçı heyecanla bekliyor, bizimkilerin kazanmasını deli gibi istiyorum.. Maçta yine karnıma ağrılar gireceğini, edeceğim küfrün bininin bir para olacağını bile bile sabırsızlıkla bekliyorum maçı.. Yine dayanamadım salsanın yazısını ve tüm yorumları teker okudum..
    Anlayamadığım ve üzüldüğüm şey, gerek yazıda gerek yorumlarda işin faturasının Hidayet’e kesilmesi… Hidayet benim için de kesinlikle sempatik bir adam olmadı hiçbir zaman.. Tavrı, tarzı itici gelebilir çoğu kişiye.. Çok fazla anlam yüklemesem de maçın öylesine kritik dakikalarında gülüyorken görmek beni de irite etti.. Ama sırıtışına uyuz olup bu adamın 2001′den sonra basketboluna kas ve tecrübeden başka birşey eklemediğini, basketbolunu geliştirmediğini, milli takıma yarardan çok zarar verdiğini söylemek de olacak şey değil… Ben 2001′den sonra Spurs gibi bir takımda ilk beş başlayan, Orlando’da her kendini kabul ettirdikçe daha kilit bir adam haline gelen, on yıl boyunca gece yarıları maçını seyretmek için uykumu feda ettiğim (eminim basketboluna birşey katmadı diyen arkadaşları da uykusundan etmiştir), kendini en çok geliştiren oyuncu seçilen, takımını NBA finaline taşıyan bir oyuncu seyrettim NBA’de.. Adamın basketbolculuğunu değerlendirirken bunları atlamayalım lütfen..
    Tamam milli takımda Nowitzki gibi katkı vermedi, tek başına takımı sürükleyemedi.. Ama ben yaptığı güzel şeyleri de hatırlayabiliyorum.. Ayrıca bir oyuncuyu Nowitzki gibi olamadı diye eleştirmek çok tuhaf.. Kim olabilir ki?? Hidayet her takımda her sistemde başarılı olabilen, takımını sırtlayıp götürecek bir süper yıldız değil.. Ama çok değerli ve uygun düzende doğru şekilde oynatıldığında takımının en önemli parçası olabilen bir oyuncu.. Bu nedenle milli takım performansı için başka etkenlere bakmadan Hidayeti suçlamak doğru değil.. Benim anlayamadığım çelişkilerden birisi, Nowitzki gibi sorumluluk almıyor diye adama söylenirken diğer yandan yıldız değil, sistem oyuncusu tespitini yapmak.. Sistem oyuncusuna sistemsiz oynayan bir takımda ne gerekçe ile kızılabilir ki? Tamam saçma sapan fade-away üçlüklerle adamı delirtebiliyor, ama ben takımın yıldızlığına soyunduğunu da görmedim bu turnuvada. Her hücumda eline top değmesini beklemek de her pozisyonda sayı yapacağını ummaktan değil… 26 dakika ortalamayla oynamış, maç başına 10 şut kullanmış, %57,5 ikilik sokmuş.. Üçlük yüzdesinde genel rezalete katılmış.. Ama bu üçlüklerin çoğu elde patlayan, zorlama ve Hidayet’in işleyen bir sistemde kullanmayacağı üçlükler.. Takımın geneli hücum edemiyorken Hidayet’ten Nowitzki’lik yapmasını beklemek, bence yüzeysel bir basket bilgisi ile girilecek bir beklenti.. Ömer Aşık sayılarının büyük bölümünü hücum ribaundunda attı . Ömer’i çok seviyorum ve adam takımın bel kemiği.. Ama adamın sırtı dönük oyunu yok, hücumunu sadece hücum ribaunduna endekslemiş ve pick n roll dışında üzerine kurulabilecek bir hücum seti görünmüyor.. Bu ortamda Hidayet uzun boyunun getirdiği saha görüşü avantajıyla kime asist yapacak? Ersan eline gelen topla fake sonrası içeri girer gibi yapıp, içeri de giremeyip verimsiz hücum ederken Hidayet’in günahı ne? Takımda kimse şutuna güvenemiyor belli ki.. Şutlarımızın bu kadar kötü olmasının bir kerameti olmalı.. Hidayet mi? Hidayet abilik yapıp yanlış idman mı yaptırdı? Halbuki üçlük yüzdemiz %10 artsa bile namağlup olabilirdik şu anda…
    Takımda otorite boşluğu varsa, egosu yükseklerde bir Hidayetin kendine rol biçmesi çok anormal bir şey değil.. Mesele böyle bir ortam yaratmamak demek ki… Askerliğini yapanlar bilir, komutanlar göz yumdukça, görmezden geldikçe erler arasında kıdem muhabbetine ve tertipçiliğe dayalı saçma bir otorite durumu ortaya çıkar… Kıdemli olan, kendini otorite sanmaya ve aynı pozisyondakilere emir vermeye başlar… Hidayet takımın ağası olmuşsa bunda asıl suçlu Hidayet değil, O. Ene, N. İziç, T. Demirel’dir.. Aslında Orhun Ene de suç yok; suç, yeni teğmen olmuş çocuğu garnizon komutanı yapanlarda…
    Hidayet için özetle, yiğidi öldürün, hakkını yemeyin…

  46. gökhan renksoy diyor ki:

    bence oğuz savaş’ın yerine sertaç şanlı alınsaydı daha fazla katkı verirdi

  47. Iroqua diyor ki:

    2.08 hedo bile artık sadece fade away şut deniyor Ama neden? Potaya gitmek varken, yada diğer hücum aksiyonları ? Neden neden neden

  48. bulut geçer diyor ki:

    yazıklar olsun bize ki devşirme oyuncu aramalarımız başladı..hidayet,kerem gibi yaşlılardan kurtulmadığımız sürece bir başarı gelmeyecek belli oldu..FOREVER KUNTER!

  49. emre vatan diyor ki:

    Arkadaşlar Hidayet, Kerem, Ömer bu takıma çok şeyler kazandırdı Avrupa ve Dünya ikinciliğini 10 yıl önce söyleseler kim karşı çıkardı. Bu hizmetlerinden dolayı kendilerine ben kendi adıma teşekkür ediyorum. Haklısınız Hideyet bir Novitzki değil ama yapacak bir şey yok, sonuçta Hidayet NBA’de de Noviztzki olmadı hiç bir zaman.Bu saatten sonra yapacağımız şey Enes,Ömer, Ersan, Emir’in etrafına bir takım kurmak. Daha önce Pesiç demiştim tabi Erman Kunter’ede hayır demem.

  50. can atabeyi diyor ki:

    ya orhun ene yi savunan arkadaşlar beni hayrete düşürüyorlar.şunu hala daha anlayamamış olmanıza şaşıyorum.basketbol takımının potansiyeli yüksekse , oyuncuları birbirinden değerli ,potansiyel taşıyan oyuncularsa bunları oynatamayan , gerekli itici gücü sağlayamayan moral motivasyonu sağlayamayan bi coach ne işe yarar söyleyin lütfen.oyuncular sütten çıkma ak kaşık değil elbette ama asıl problem orhun ene.obradovic gibi bi coach gerek.

  51. Atilay diyor ki:

    devşirme oyunculara tamamen karşıyım…hem de bo mc caleb gibi elit oyunculara rağmen..ayrıca EMİR de grubumuzdaki ikinci elemelerinden itibaren hiç yoktu..bu arada takım olarak ta yoktuk tabi..yani ben Emir’i bu takıma büyük katkı sağlayacak olarak bir oyuncu olarak görmüyorum..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>