TOP 16′da İlk Haftanın Ardından (E-G Grubu)

Unics Kazan vs. Fenerbahçe Ülker

TOP 16′nın açılış karşılaşmasında gerçekten çok ilginç bir maç izledik. Fenerbahçe Ülker’in maç içerisindeki performansını çan eğrisi istatistiğine benzetmek mümkün. Dengede bir ilk çeyrek, müthiş 2. çeyrek, felaket 3. çeyrek ve son darbenin yendiği 4. çeyrek. Sarı lacivertlilerin maç içerisindeki bu keskin düşüşünü de elle tutulur bir sebebe dayandırmak imkansız. İlk yarıdaki 17 sayılık farka gereğinden fazla güven mi desek, konsantrasyon eksikliği mi desek, bilemiyorum… Son 20 dakikada tam 54 sayı yedi Spahija’nın ekibi, ondan kötüsü Kazan’ın momentumu ele geçirdiği anlarda direncin ‘d’sini sahaya yansıtamadı.

İlk devrede Jawai’nin zaman zaman can sıkması haricinde sıkıntı yaşamayan Fenerbahçe, özellikle Bogdanovic’in şut resitaliyle farkı yavaş yavaş açtı. Bu dakikalarda üstünlüğün sarı lacivertliler tarafında olmasının belki de en büyük sebebi deplasmanda oyunun çok iyi kontrol edilmesiydi. 2. 10 dakikada yapılan müthiş savunma bir kenara, bu savunmadan doğan sayılar ile Kazan’a hamle yapma şansı bile tanınmıyordu. Ama soyunma odasından öyle bir 180 derecelik geri dönüş yaptı ki takımlar, roller değişti, 17 sayılık çok ciddi fark 10 dakikada eridi. Aslında bu karşılaşmayı bu sezon Fenerbahçe’nin Euroleague’deki ilk galibiyetini aldığı Nancy maçına benzetmek mümkün. Senaryo aynı, sadece sonuç farklı… Temsilcimiz açısından kötü biten karşılaşmadan göze çarpan notları aktarmak gerekirse;

-Jawai – Vidmar eşleşmesi ilk devrede herkesin dikkatini çekmiştir. Jawai’nin karşısında fiziksel olarak kimi zaman zorlanan Vidmar, daha üçüncü çeyreğin başında beşleyerek oyun dışında kaldı. D0layısıyla 11 dakika sahada kalmış oldu genç oyuncu, gerçi böyle bir durum yaşanmasaydı bile Spahija’nın pek anlam veremediğimiz rotasyonunda süre alabilir miydi, o da bir soru işareti.

-Son günlerde form grafiğini yükselten Jerrells’ın performansı, özellikle Ukic’in yokluğunda, çok kritikti Fenerbahçe adına. 5 sayı – 4 asist – 3 top kaybı ve genel olarak vasat oyun. Engin’le değiştiği dönemde olanları biliyorsunuz, bu durum da onun bu maç özelinde takımına pek pozitif katkı veremediğini gösteriyor.

-İkinci devredeki düşüşü oyunun sadece bir alanında sınırlandırarak değerlendirmek yanlış olur belki ancak basketbolun olmazsa olmazı savunmada bu kadar keskin bir çöküş ve ne yapacağını bilememe sorunu, Kazan’ın skor potansiyeliyle birleşince maçın sonunda hiç kimsenin beklemediği bir tablo oluştu. Gelecek hafta evinde Armani Jeans Milano’yu ağırlıyor Fenerbahçe. Kağıt üzerinde grubun en kolay, kazanılması gereken maçı. Ama şu maçtan sonra net galibiyetin geleceğini, ilk devrede fark açılırsa o farkın korunacağını garanti edebiliyor muyuz? Kesinlikle hayır…

Anadolu Efes vs. Galatasaray MP

Her şeyden önce iki türk takımının Euroleague arenasında karşılaşmasının ne kadar önemli bir olay olduğunun altını bir kez daha çizmekte fayda var. Önce Final Four’un İstanbul’a verilmesi, sonra Türkiye’yi bu arenada temsil eden takım sayısının 3′e çıkması ve şimdi de TOP 16 gibi önemli bir seviyede iki türk takımının birbirine karşı mücadele etmesi… Gerçekten çok kısa bir sürede önemli gelişmeler yaşandı basketbolumuzda, bakalım kıymetini bilip bu fırsatı değerlendirebilecek miyiz?

Maça gelecek olursak, birbirini bu kadar iyi tanıyan iki ekibin mücadelesinde savunmaların ön plana çıkacağını bekliyorduk. Maç genelinde ve skora bakıldığında bu beklentilerimizin çıktığını görüyoruz ama ilk çeyrek özelinde aynı durumdan bahsetmek mümkün değil. Toplam 48 sayı oldu ilk 10 dakikada, zaten toplam sayı 130. Efes adına müthiş bir şut yüzdesiyle geçen (Savanovic’in 4/5′lik üçlük performansına da ayrı bir parantez) ilk çeyrek belki de galibiyetin temellerinin atıldığı çeyrek oldu. Geri kalan 30 dakikada maçın temposunu kontrol etmeyi başaran mavi-beyazlılar TOP 16′ya galibiyetle başlayan tek türk takımı oldu. Hem ribaundlarda hem de şut yüzdesinde rakibine net bir üstünlük kuran Efes’te dikkat çeken olumsuz nokta ise özellikle temponun düştüğü anlarda boyalı alanı unutup tamamen tek yönlü hücum etmesiydi. Şimdi önlerinde çok zorlu 2 deplasman var (Olympiakos ve CSKA). Ufuk Sarıca’nın da dile getirdiği en azından bir galibiyet, çok gerçekçi ve gerçekleştiği halde yolu açacak bir hedef.

Galatasaray adına ise bu maç, Kaan Kural’ın son günlerde bahsettiği hücumda oluşan tavanın kanıtıydı belki de. İlk çeyrek haricinde iyi savunma yaparak 30 dakikada rakibine 39 sayı şansı tanıyan -bunda Efes’in temposunu yitirmesinin de payı var elbette- sarı kırmızılılar, buna rağmen belli sekanslar haricinde maça ve skora ortak olmayı başaramadı. Hiçbir periyotta 20′nin üzerine çıkamayan Galatasaray, temponun diplere indiği son çeyrekte ise sadece 10 sayıda kalarak kendi ipini çekti. Tutku’nun hastalığı sebebiyle forma giyememesi, Ender’in sınırlı süre alması sebebiyle tam 27 dakika gerçek bir PG’den yoksun mücadele etti sarı kırmızılılar, hücumdaki bu ekstra tıkanıklığın sebeplerinden biri. Özellikle hiçbir şeyin üretilemediği, şutların girmediği dakikalarda bir Tutku-Andric pick&roll’unu çok aradı Oktay Mahmuti’nin öğrencileri. TOP 16′da iddialı olunabilmesi için oyunun bir üst seviyeye çıkması gerekiyor deniliyordu ancak daha ilk maçta bir alt seviyeye düştü. Gelecek hafta fikstürleri sebebiyle çok erken bir ölüm kalım maçı oynayacaklar Olympiakos ile. Bu maçın ardından üst üste iki CSKA maçı olduğunu düşünürsek değeri bir kat daha artıyor bu karşılaşmanın.

Armani Jeans Milano vs. Panathinaikos

G Grubu’nun bir numaralı favorisi ile 4. torbadan gelen takımı karşı karşıya getiren mücadelede kazanan Pana oldu. Daha ilk çeyrekten 14 sayılık farkı yakalayan son şampiyon, maçın geri kalan bölümünde de farkı korudu ve ilk galibiyetine ulaştı. Maçın koptuğu son çeyrek hariç skor dağılımı 10-13-10 şeklinde gelişen Milano’nun Pana karşısında hücumda zorlandığı belli oluyor. 24 top kaybının da çok yüksek bir rakam olduğunu ve ev sahibinin maça dahil olamamasında büyük payı olduğunu da belirtelim. Fotsis haricinde hiçbir oyuncunun çift hanelerde skor üretemediği Milano, Cook-Gentile-Mancinelli-Fotsis-Bourousis beşinin sahada kaldığı 7 dakikada toplam 18 sayı yedi. Yılın başında yüksek hedeflerle kurulan kadro Gallinari’nin NBA’e gidişiyle ilk firesini vermişti, Partizan’ı normal sezonun son haftasında yenerek zar zor TOP 16′ya çıkan Milano’da şu görüntüde Euroleague yolculuğu çok uzun soluklu olmayacak gibi.

Panathinaikos ise alışık olduğumuz sezon ilerledikçe vites arttırma geleneğinin ilk adımını deplasmanda Milano’yu 20 sayı farkla yenerek yaptı. Skorun çok dengeli dağıldığı yeşil beyazlılarda süre alan her isim skora katkı verdi. 6/6 ile oynayan Logan takımın en skoreri olurken, ribaundlardaki 35-27′lik üstünlükleri de dikkat çekici.

Olympiakos vs. CSKA Moskova

İki temsilcimizin bulunduğu E Grubu’nun açılış karşılaşmasında grubun ve turnuvanın favorisi CSKA Olympiakos’u, beklenilen daha zorlu da olsa, devirmeyi başardı. Özellikle 14-22′lik 3. çeyrekle sonuca giden rus ekibi bu sezonki yenilmemezlik ünvanını da korumuş oldu. Yukarıda bahsettiğimiz Pana’nın aksine daha dar bir rotasyondan sayı ihtiyacını karşılayan CSKA, asistlerde de sezon ortalamasının çok altında kaldı (19.9-sezon/9-maç) . Bu iki olumsuz istatistiğe rağmen boyalı alanı rakibine göre daha aktif kullanan kırmızı beyazlılar, maçı 78-86 kazanmasını bildi.

Rakibine beklenilenin çok üzerinde direnç gösteren Olympiakos’ta ise yüksek üç sayı yüzdesi dikkat çekiyor (9/20). Tabi bunun olumlu bir istatistik olup olmadığı tartışılır çünkü iç-dış dengesi konusunda sıkıntı çektikleri de aşikar. Ribaundlarda ve asistlerde CSKA’ya üstünlük sağlamayı başaran ev sahibinde 78 sayının 51′i Hines-Antic-Spanoulis-Gecevicius dörtlüsünden geldi.

Salsabasket Facebook'ta!


Salsabasket Twitter'da!

TOP 16′da İlk Haftanın Ardından (E-G Grubu) yazısına 4 yorum bırakılmış

  1. ekin diyor ki:

    adamlar resmen tr basketini avrupada daha önemli yapmak istiyorlar. nba kazanç rakamlarımız çok iyi dünya üzerinde. Bence baskette çok iyi yıllar bizi bekliyor çünkü el format falan vites arttırırken bize yaradı bu iş.

  2. emre diyor ki:

    Ufuk hocam,
    neden bu maçta Gökhan Şirin’e şans verilmez. Son iki haftadır ligte şans vermişsin neden artık avrupa liginde de şu çocuğu kullanmaya başlanmazsın. Gs saygısızlık etmek istemem ama bu karşılaşmada şans vermiyeceksinde hangi karşılaşmada oynatmayı, bu adamı hazır hale getirmeyi düşünüyorsun. İleride CSKA ve Olimpiyakosla karşılaşacaksın elindeki hazır adamların sayısının fazla olması gereken karılaşmalar. sezon başından büyük laflar ediyorsun kadronu kulüp tarihinde görülmemiş bir bütçeyle (yarıdan fazlasını) yeniliyorsun. Lütfen bu kulübü sevenlere, bir kaç oyuncunun kişisel performansı ile hedefleri doğrultusunda dengin olmayan bir takıma karşı alınan bu galibiyeti büyük bir başarıymış gibi göstermeyin.
    Ufuk hocam gs yi zoru zoruna yenebildiğin bir dönemde maçtan sonra verdiğin röportajla CSKA ve Olimpiyakos deplasmanlarından bir galibiyet çıkarabilmeyi umut etmen Efes gibi basketbolda ülkemizin ve avrupanın güzide kulüplerinden birinin hedeflerinin ne hallere getirildiğini göstriyor.
    Artık Efesi, F4 oynanırken yandaki led ekran reklamlarında değil sahada görmek istiyorum.

    • dkv27 diyor ki:

      Doğru diyorsun takımın tek 4 numarası Savanovic 35 dakika süre aldı maç toplam 40 dakika.İlk periyot 16 sayı attı sonra yoruldu adam maçın sonuna doğru ağzından değil başka bi tarafından nefes alıyordu Gökhan Şirin in daha fazla süre alması ve Savanovic in maç içinde dinlendirilmesi şart.

  3. ünal diyor ki:

    kerem gönlümünde bir an önce iyileşmesi gerekiyor takıma katkı vermesi önemli ermalında bir an önce gelmesi gerekiyor kerem ve ermal gelirse efes için iyi olucak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>